Paris güzel bir salon, Londra güzel bir park, Berlin güzel bir kışla ama İstanbul güzel bir şehir. Livaneli'nin ilk okunması gerekilen kitabıymış, bilememişim.
İnsan yeter ki istesin,bir gıdım tuzlu içerek bile hayatta kalabiliyor.Hedefe ulaşmaya,can derdi ekleniyor en çokta.Yaşamaktan kolay vazgeçilmediginin en güzel anlatımıdır.
İdamlık mahkumların hikayelerinin sıralandığı kitap ,insana hayatın gerçeklerini tokat gibi vuruyor.
İdam ve ölüm sözcükleri ikişer hecedir.
Hükmü giyenlerin derdini kimler anlar?
Yüreği parçalayan bilin ki son gecedir.
Katil bir şafakta yapılır hep idamlar .
Bir Gece...
‘Bir tayın, her şeyine yeter sayılabilir mi bir mahkumun? Çorba istemez mi aç mideler? Ayda bir portakal istemez mi, çirişli dudaklar ıslansın? Bir baş soğan istemez mi, lokması ağzında büyümesin, katıversin ekmeğine; yüzü sevinçle ışırken acısı damla damla fışkırsın gözlerinden. İşin en kötü yanı, mahkum, öğün ölçüsünü de mecburen unutan bir mahluktur.’