Seninle iki uzaylı gibiyiz,dünyalılardan hiçbir şey anlamıyoruz.Karşımıza çıkıyorlar,biz atmosferlerindeki oksijen bolluğu yüzünden yüzünden yemyeşil kesilmişken,her şey yolundaymış gibi bir de “selam dünyalı! Biz dostuz!” Dememizi bekliyorlar…
Ağaç geleneği temsil ediyor
Oysa hızlı trenler ölçüyor hayatı
Gecikme bağışlamayan adımlar
Çürük teraziler de ağır çekiyor
Başkalarına benzemenin karanlık imkanları tartıyor içimizi
Kendini kemirirken başarıyla işaretli yollar,
yokuşlara sunulan fırsat
Alçak denklem Trapez de genleşiyor.
Kanına düşen demir,
yüklenen adrenalin,
kaçınılmaz adres.
Zaman bütün başlangıçları eskitiyor aynı kalmıyor kimse aynı düşünmüyor.
Kendini bulmak dünyanın her yerinde zaman alırken
Cunta günlerine verilmiş gençlik
Hayat geri istiyor.
Özgürlük dediğin öksüzlüğe kalıyorsun debisi yüksek nehirler akıp durdu içinde
şimdiki çaresizliğin haksız bir dinginlik
İçindeki saf şiir,kendinden hayat yapan toy tedirginlik yıllara kaptırdıklarını olgunluk sanıyorsun görünür oluyor dünya yuvarlaştıkça
Bütün maceraları kuşatan politika
O zaman da biliyordun,şimdi de biliyorsun
Yıllarca başkalarının anlamasını beklediğin gerçeklerin yasını tutuyorsun.