"Derken geldi çattı uğursuz zaman:
sabah çörek yağdı, akşam da peynir.
Ortalığa baktım, ortalık korkunçtu
Hemen gemiye girdim, kapattım kapıyı. Gemimi kalafatlayan Puzur-Amurru'ya bağışladım kentteki sarayımı, içindeki her şeyle."
"Sabahleyin gün ışıyınca
baktım, göğe kara bir bulut ağdı,
ortasında Adad gürleyip duruyordu,
önünde de Sullqt'la Haniş,
düzlerden doruklardan aşan Tanrı sözcüleri.
Nergal göğün bütün tıkaçlarının kırdı, Ninurta yukarıdan bütün sarnıçları taşırdı ve Anunnakiler, Cehennem Tanrıları, meşaleler sallayarak öz alevleriyle tutuşturdular bütün ülkeyi.
Adad öldürücü sessizliğini yağdı göğe boydan boya, karanlığa gömerek ışıklı her şeyi."
"Testi gibi kırıldı yeryüzünün temelleri.
Fırtına bütün gün esti kudurmuştan beter, ortalığı kasıp kavuracak ve belanın büyüğü, kaşuşu gibi, insanların başına çöktü;
kimse kimseyi görmez oldu böylece,
ayırt edilemez oldu gök varlıkları.
Bunun üzerine Tanrılar korkup Tufan'dan yukarılara kaçtılar, Anu Tanrı'nın göğüne, orada köpekler gibi kıvrılıp yattılar."