Türk Milli Eğitimi, farkında olmadan Korku Kültürü içinde oluşturulmuş ve Korku Kültürü'nü gelecek nesillere güçlenerek aktaracak şekilde çalışan bir sistemdir.
Ve acı olan şudur: Milli Eğitime yön verenler Korku Kültürü içinde çalıştıklarının henüz farkında bile değiller...
Bizim evde öncelik güler yüz. Örneğin, eşim bana, "Kap kap yemek yapmaktan yorulup yüzün düşük kapıyı açacağına, bir tost yapalım, güler yüzle kapıyı aç," der.
Evlilik karşılıklı hocam. Eşler birbirinin aynası.
Bir erkekten iyi bir baba olması da beklenebilir evlilikte, ancak klasik toplum yapımızın sonucu çevremde gördüğüm şey anne odaklı çocuk yetiştirmek. Sorumluluk sahibi olan, kadına saygı duyan, evlilikte kadını hizmetçi kendini kraliyet ailesi mensubu olarak görmeyen erkekler yetiştirmediğimiz sürece iyi baba, eş kavramı toplumun bize dayattığı kadar olacak...
Evlendikleri günden beri neredeyse her hafta gelinlikti fotoğraflarını yayınlayan bu kadınlar, "acaba o gelinlikleri giyebilmek için mi evlendiler?" diye düşünüyorum bazen. İtiraf etmeliyim ki, başkalarının hayatları hakkında en ufak merak beslemeyen ben, "Bu insanların evlilikleri acaba gerçekten iyi gidiyor mu?" diye geçiriyorum içimden. Dışarıdan göründüğü gibi "önce/sadece ben" duygusu taşıyan evlilikler mi bunlar, yoksa evlenince kendilerini tamamlanmış hissettikleri için mi daima bunu görüntüleme ihtiyacını duyuyorlar?
Evliliğin zirvesinin gelinlik giymek olduğunu düşünen bir toplumuz biz Doğan Bey. Filmlerde bile mutlu son bir evlilik töreniymiş gibi beynimize kazındı ve bu beyinleri uyuşturdu. Bu uyuşturucunun etkisi geçince asıl problemler tüm çıplaklığıyla ortaya çıkıyor..