Siz Türkler yaltaklanma, yaldızlı sözler bilmezsiniz. Koğuculuk yapmaz, dostlarına kibir göstermez, fesattan, bidatten da hazzetmezsiniz. Böyle olunca bana da her şeyin doğrusunu bilme merakınıza saygı duymak düşer. Ancak bir de ayıbınız var; hem bu öyle bir ayıptır ki deminki patavatsızlıktan bile fazla olarak bununla daima başka insanları kendinizden soğutursunuz.
Hepimiz merakla Cahiz'e baktık. Küçük Boğa sordu:
"Neymiş o?"
Bizim asabiye içinde olduğumuzu söylüyorsunuz, elhak doğrudur. Sırasıyla kan, kabile ve kavim bağlarımıza önem veririz. Bu sizde pek yoktur. Ancak sizin de iflah olmaz bir vatan düşkünlüğünüz var, onu ne yapacağız? İşte bizim de onu anlamamız mümkün değildir. Nihayet bir toprak parçasıdır. Bugün burası olur, yarın başkası... Siz ise hem sürekli yeni yerler fethetmek iptilasıyla yanıp kavrulur hem de geldiğiniz topraklara daima özlem duyar durursunuz. Pek yaman çelişkidir bu...