“İnsan doğası gereği çıplak doğup çıplak ölüyordu ama üzerine giydiği giysiler, ruhunu ve kişiliğini, önceden belirlenmiş bu şekillere kurban ediyordu. Koşullanma üzerine kurulu eğitimlerden geçen insanlar kendini nasıl seçebilirdi ki.
Selim tanıştığı hiçbir kişiyi gazeteci, devlet memuru, asker, profesör, zengin, yoksul gibi görmüyor, onları insan olarak algılıyordu.