MeRiÇ

MeRiÇ
Dijital okuma günlüğü.
9/10
·416 syf.·
2026 2. kitabı
Fantastik kitap okumayı - çok sık olmasa da - severim. Uzun bir aradan sonra bu kitabın tazeleyici olacağını düşünerek başladım. Okunması kolay, akıcı, kafada çok soru işaret bırakmayan bir kitaptı. Karakterler ve evren bence yeterli düzeydeydi. Fazla boğucu ya da uçuk değildi. Sizi rahatlıkla kitabın içine alan bir anlatıma sahip. En sevdiğimde aksiyon sahneleriydi diyebilirim. Okumaktan keyif aldığım bir kitap oldu. Eğer fantastik okumayı seviyorsanız ya da yeni başlayacaksanız bu kitabı rahatlıkla önerebilirim. D. N. Archeron Gümüş Yürek 1
Fantastik
Gümüş Yürek 1D. N. Archeron · Guardian Yayınları · 20241,695 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
2+2=5
10/10
·352 syf.·
2025 4. kitabı
·
George Orwell 1984 romanı, insanların nasıl yavaş yavaş kendileri olmaktan vazgeçtirilebileceğini anlatır. Kitaptaki baskı, bir anda gelen sert bir zorbalıktan ziyade sürekli tekrar eden kurallar, korkular ve küçük kabullerle hayatın içine işlemesi ile gerçekleşir. İnsanlara neyi düşündükleri değil, neyi düşünmeleri gerektiğini öğretir. Romanda Winston ve Julia'nın ilişkisi, iki insanın birbirini sevmesinden çok, "hala insan kalabilme" çabasına dönüşür. Çünkü romanda sevgi bile bir tehdit unsuru olarak görülür. Aileye sevgi beslenmez. Çocuklar küçüklüklerinden itibaren verilen eğitim ile partiye adanır. Anne ve baba sevgisi bireylerden alınır. Gerçek olan tek sevgi Büyük Birader'e karşı duyulan karşılıksız sevgi olur. Sistem, insanları yalnız bırakır; sonrada yalnızlıklarından vurur. Büyük birader sadece insanları izleyen bir figürden çok daha fazlasıdır. Hatta çoğu zaman kitapta varolup olmadığı bile sorgulanır. Sembolik bir figürdür. ASLA ölmeyecek ve koşulsuz sevgi beslenecek olan tek kişi. 1984 için söylenecek en sarsıcı gerçek ise; İnsanlar baskıya zorla değil, alışarak da teslim olduğudur. Sürekli korku içinde yaşamak, bir süre sonra normalleşir. Gerçek değiştiğinde değil, kimse gerçeği hatırlamadığında kaybolur. Özgürlük bir anda kaybolmaz; önce düşünceler susar, sonra insanlar. 1984
Edebiyat
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200,5bin okunma
"Dans etmek bir çığlığı susturmak mı?"
7/10
·104 syf.·
2026 1. kitabı
Dansa Davet, 1518 yılında Strasbourg’da yaşanmış gerçek bir “dans salgını” vakasına dayanır. Açlıktan ve sefaletin yarattığı çaresizlik içinde bir kadın aniden sokakta dans etmeye başlar, kısa sürede bu eylem başkalarına bulaşır ve insanlar bilinçlerini yitirene kadar dans etmeye devam ederler, ölene kadar. Bu tuhaf “dans vebası” tarihsel olarak belgelenmiş bir toplumsal histeri vakasıdır; Teulé bunu edebi bir biçimde yeniden anlatır. Jean Teulé’nin Dansa Davet adlı eserinde yaşanan dans salgını, bireysel bir delilikten çok, açlık, yoksulluk ve dinî baskı altında ezilen bir toplumun kolektif psikozu olarak sunulur. Roman boyunca kilise, krizi yatıştıran bir otorite olmaktan ziyade, felaketi “ilahi irade” ile açıklayarak insanların çaresizliğini meşrulaştıran bir yapı hâline gelir; bu kaderci söylem, bireysel iradeyi silerek psikozun yayılmasını hızlandırır. Açlık ve yokluk ise bu deliliğin temel zeminini oluşturur; bedenleri zayıflayan, hayatta kalma mücadelesi veren insanlar, gerçeklikle bağlarını kolayca kaybeder ve dans, bir sevinç ifadesi olmaktan çıkıp tükenişin bedensel bir tezahürüne dönüşür. Sonuçta romanda dans, özgürlüğün değil; korku, açlık ve baskının iç içe geçtiği bir çöküş ritüeli hâline gelir. Günümüzde bile okunduğunda çokta uzak ve yabancı olmayan konu olarak hayatımızda yer alır. İnsanınoğlunun bencilliğinin, çaresizliğinin ve korkusunun yüzyıllar geçse bile değişmediğini görmek açıkçası birazcık iç burkucu.
Edebiyat
Dansa DavetJean Teule · Sel Yayıncılık · 202011,2bin okunma