“Yeşil paltolu adam sallanıp direklere tutunarak fenerle aydınlanan köprüye doğru ilerliyordu. Adama sordum : “Neyiniz var?”
- “Cüzdanımı arıyorum. Az önce işte burada kaybettim” (-eliyle karanlıkta bir yeri gösterdi)
- “Peki neden onu fenerin altında arıyorsunuz?”
- “Çünkü burası fenerin altı aydınlık, her şeyi görüyorum”.
Arıyorlar - ama kendi fenerlerinin altında. Ve her keside kendi fenerlerinin altında aramaya davet ediyorlar.
Benim yaşamım insanların gözlerinin içine bakmakla geçti, belke de insan bedeninin içinde hala bir ruh barındıran uzvudur ve insanlar gözlerini yitirdiklerinde…
“İnsanlar prensip olarak delilerden hoşlanmıyorlar; iyi resim yapan deliler hariç, ama onlardan hoşlanmaları için de o insanların ölü olmaları gerekiyor..."