Parmağını kalbimin üzerinde gezdirerek, “Burası kalbinin en
değerli yeridir. Burada siyah bir nokta vardır. Canın canı, sevenin cananı
buradadır. O nokta, yoğun bir damla kandan ibarettir. Adına ‘süveyda’ yahut
‘sevda’ derler. Siyaha çalan rengi yüzündendir bu isim. Çünkü sevda, kara talih
içinde, o kara kan damlasında büyür. Bütün tecelli denizleri, bütün aşk fırtınaları,
işte o bir damla kanda dalgalanıp çırpınır. Aşırı sevgi bu damlayı tahrip edip
dağıtırsa, parçaları bütün vücuda dağılır. Aşk, işte bu dağılmanın adıdır ve o
dağılırsa aşık artık ne yaptığını bilmez olur.” Bütün bunları bir yerden okur gibi
söylemişti. Kimden dinlemiş yahut hangi kitaptan okuyup öğrenmişti elbette
bilemedim. “Sevda, Yunus’um, sevda!..” diye devam etti sonra, yutkundu ve
mırıldandı: “O noktanın adına sevda demişler!..”
Alemde sevgiden büyük bir umut da, sevgiden öte bir korku da yoktur. Sevgiliden korkmak, korkunun en yüksek derecesi,
sevgiliden umut etmek umudun
en yüksek kertesidir. Sevgilisi olmayan biri,yaşadığını sansa da
yürüyen ölüden ibarettir!..”
O kadar çok dünya var ki;
Kiminin dünyası para,
Kiminin iş,
Kiminin eğlence,
Kimininki zevkleri...
Dünya Allah'a kullukta birleşmediği sürece dünyalar iflah olmaz.
Hayırlı Ramazanlar.