Gecikmelerin ardındaki hikmeti çoğu zaman hiç kavrayamayız. Bazen ne kadar çok çabalarsak çabalayalım, kapılar geç açılır, yollar çok uzar, planlar ertelenir. O anlarda sabrımızı sınayan şey aslında hayatın kendi ritmidir. Çünkü biz sadece gördüğümüz anda yaşarız; Allah ise bütünü görür. Biz gecikme sandığımız şeyin aslında bir hazırlık, bir korunma, bir yön değişikliği olduğunu ancak zaman geçince anlarız. Her şey olması gereken anda olur, olması gereken biçimde akar. Allah’ın zamanlaması kusursuzdur; geciktirmez, acele ettirmez, sadece doğru ana getirir. Bu yüzden beklemek bazen kaybetmek değil, daha iyisine hazırlanmaktır. Gecikmeler bizi yavaşlatmak için değil, güçlendirmek, geliştirmek, doğru insanlarla, doğru fırsatlarla ve doğru yolla buluşturmak içindir. Ve geriye dönüp baktığımızda anlarız ki, “keşke” dediğimiz her şey aslında “iyi ki”ye dönüşmüştür. Allah’ın planı bizim sabrımızdan büyüktür.