"... kim olduğum nereden geldiğim hiç o kadar mühim değil. Aynı şekilde senin kim olduğun da, nereden geldiğin de hiç mühim değil... İnsanız, anlıyor musun, insanız biz!"
Serap'ın Kürtçesi "leylan"dır. Adını "leylan" koysalardı onu ilk gördüğüm anda kavusamayacagimizi anlardım mutlaka. Ben serap'ın leylan olduğunu iş işten geçtikten sonra anladım. Ben Leylan'ı sevdim, serap olacağını bile bile.
"Ey Dicle! Mezopotamya "'nın nazlı gelini! Binlerce yıldır can alan, can veren, susuzlara derman, arsızlara ferman olan Dicle! Benimde hawarımı duy, yüreğimdeki yangını söndür..."
"Yoksuluz,gecelerimiz çok kısa, dört nala sevişmek lazım." Sonrası geriye kalan aşktır, baki kalan aşk.
Aşk'ın Kürtçesi "evin"dir. Ve senin evin dünyadaki en güvenli yerindir.
Yanlış! Âşıkken hiç bir zaman olmadığı kadar gözüm açık oldu. Gereksiz hiçbir şeyi görmezsiniz âşıkken. Ve gereksizler ayıklanınca sadece hakikat kalır gözlerinizin önünde. Ancak bir aşık arayabilir hakikati ve hayatın anlamını.
Hırsızlık yasadışı değildir, hırsızlık yaparken yakalanırsanız yasadışı olur. Ahlaki olup olmadığı ise tartışılır. Neye göre, kime göre ahlak?
Bi şey size çok lazımsa ve o şey başkasındayken onun için cok da önemli değilse, onu başka türlüde elde edemiyorsanız, zorla veya habersiz almanız ahlaksızlık mıdır?