İslâm hukukunun oluşum döneminde (ve en azından sonraki bin yıl boyunca) dünyanın hiçbir yerinde evrensel insan hakları kavramı yoktur. Kölelik, bu dönem boyunca dünyanın birçok bölgesinde yerleşik ve yasal bir kurum olarak mevcuttur. Buna mukabil Kur'an, kölelerin azat edilmesini tavsiye etmiş ve sosyal haklarını düzenlemiştir. Örneğin İslâm hukuku, reşit olmayan veya malının idaresinde yardıma ihtiyacı olan bir kölenin özgür bırakılamayacağını belirterek onun sosyal güvenliğini garanti altına almıştır. 20. yüzyılda sosyal ve ekonomik hakları güvence altına alınmadan özgürleştirilen kölelerin insanlık dramları tarihin karanlık sayfalarında bir utanç kaynağı olarak yer almaktadır. Öyle ki Batı ülkelerinde çoluk çocuğu ile birlikte meteliksiz sokağa atılan köleler, kanuna aykırı bir şekilde, köle kalmak için sahiplerine yalvarmışlardır. Köle sahiplerinin ekonomik kayıpları üzerine ortaya çıkan hukuki durum ise madalyonun başka bir yönünü oluşturmaktadır.