Çocuk ne kadar tabii büyürse, fıtratından uzaklaşmadan, doğal bir ortamda büyürse o çocuğun fıtri bir inanç olan İslam’a uyumlu yaşaması da o kadar kolay olur. Çocuğun en tabii, en fıtri ihtiyaçların-dan biri oyundur, eğlencedir. Çocuklarımızın belli yaşa kadar oynamaları, eğlenmeleri dinimizin kesinlikle yasaklamadığı, bilakis teşvik ettiği teminat altına aldığı şeylerdendir. Nasıl oyun ve çocuğu biz ayrı ayrı şeyler düşünebiliriz ki, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin mescidinde, O’nun gözleri önünde ashab-ı kiramın çocukları oyun oynadılar. Cebrail aleyhisselamın geldiği, meleklerin hazır bulunduğu bir mescitte, vahyi indiği mescide oyun oynayan çocuk… Evet, sevgili peygamberimiz aleyhissalatu vesselam, camilerde namaz esnasında çocukların huzursuzluk yapmasına karşı ikazda bulunmuştur. Ama bu ikaz çocuklara ve çocukların oyun oynamalarına değildir. Camilerin, mescitlerin mehabetini, ibadet huzurunu korumak zorunda olan büyükleredir bu ikaz. Bu da çocuklarınızı camilere yaklaştırmayın, çocuklar camilerde bulunmasın şeklinde değildir. İbadet esnasında, namaz esnasında çocuklarımıza sahip olun anlamındadır. Çocuk ve oyun tabii bir ortamda, fıtratın hükümran olduğu bir ortamda kesinlikle iki şey değildir. Çocuk ve oyun tek şeydir, oyunsuz çocuk doğal büyümüş çocuk değildir. Bu nedenle dini bir hüküm olarak oyunla çocuklarımızın arasının açıl-maması gerektiğini, çocuklarımızın oyuna doymaları gerektiğini, en azından belli bir yaşa kadar oyun-la büyümeleri gerektiğini bilelim. Ama 5 yaşında bir çocuğun oyun ihtiyacıyla 14 yaşında 15 yaşında bir çocuğun oyun ihtiyacı elbette aynı değil. Yaşı ilerledikçe, yeni yeni eğitim sorumlulukların çocuğun omzuna bindirildikçe oyun kendiliğinden azalacaktır zaten. Ama reşid oluncaya kadar yani 15-16 yaşlarına