"Mesele ölen kadın değil sadece, "dedi Montag. "Dün gece, son on yılda kullandığım onca keroseni düşündüm. Kitapları da düşündüm. Ve o kitapların her birinin ardında bir insan olduğunu ilk kez fark ettim. Onları düşünüp yazmak için Epey zaman gerek. Bir daha önce aklımın ucundan bile geçmemişti."
Hayır, sular değil; ateş. Yanmış bir ev gördün mü hiç?
Günlerce İçin İçin yanar. Eh, Bu yangın bana hayatımın sonuna kadar yeter. Tanrım! Bütün gece zihnimde yangını söndürmeye çalıştım. Çabalamaktan delirdim.
"Bunu itfaiyeci olmadan önce düşünecektin." "Neyi düşünecekmişim!" dedi Montag. "Seçme şansı verildi mi ki bana? Dedem de, babam da itfaiyeciydi. Uykumda onların peşinden koşardım."
"Sakın tepenize bir sırça köşk kurmayınız. Ama günün birinde nasılsa böyle bir sırça köşk kurulursa, onun yıkılmaz, devrilmez bir şey olduğunu sanmayın. En heybetlisini tuzla buz etmek için üç beş kelle fırlatmak yeter."