Ey oğul!
Bana ubudiyetten (Allah'a tam kulluktan) sormuşsun.
Bilmiş ol ki ubudiyetin üç temeli vardır:
1. Şeriatın hükümlerini korumak.
2. Kaza ve kadere, Allah'ın taksimine razı olmak.
3. Allah Teala'nın hoşnutluğu söz konusu olduğunda şahsi hoşnutluğu bir kenara bırakmak.
Herkesin gelip geçici şeylere bel bağlamış olduğuna şahit oldum. Kimisi sahip olduğu servet ve zenginliğe, kimisi güç ve yetkilerine, kimisi hüner ve yeteneklerine güvenmekte, kimisi de kendisi gibi fani varlıklardan güç almaktadır. Oysa Allah Teala, Kur'an-ı Kerim'de "Kim Allah'a dayanırsa Allah ona yeter. Allah onun işlerini sonuca ulaştırır. Allah her şey için ölçü tayin etmiştir."(Talak, 3) buyurarak hakiki dayanağın kendisi olduğunu beyan etmiştir.
Salikin yapması gereken dört şey vardır: Bunlardan ilki kişi, doğru ve gerçek akideye sahip olmalı, inancına herhangi bir bidat karıştırmamalıdır.
İkincisi "tevbe-i nasuh" tur. Yani halis ve samimi bir tövbede bulunmalı, bundan sonra da günaha dönmemelidir.
Üçüncüsü, arasında husumet ve dargınlık bulunan kimselerle helalleşmeli, üzerinde hiç kimsenin hakkını bırakmamalıdır.
Dördüncüsü ise Allah Teala'nın emirlerini yerine getirmeye olanak sağlayacak miktarda şer'i ilim tahsil etmelidir.
"Dünyan için orada duracağın kadar çalış! Ahiretin için orada kalacağın kadar çalış! Allah için O'na ihtiyacın olduğu kadar çalış! Cehennem için ona dayanabileceğin kadar çalış!"