"sularıma eğildiği zaman, gözlerinin derinliklerinde kendi güzelliğimin yansımasını görebiliyordum."
Bu cümleyi ilk okuduğumda "ne kadar bencilce" demiştim. Bi insanı sadece ondaki seni sevdiğin için mi seversin diye. Ama şimdi düşünüyorum, insan yanında kendi olabildiği kişiyi sever. Tüm etiketlerden arınmış, saf bir şekilde bir kişinin gözlerinin derinliklerinde kendi güzelliğini görmek. Kendini, gerçekten kendini görebilmek... Ne büyük bir hediye.
Medenileşmemiş halklar zorlu gayretlerden uzak durmazlar: onlar sadece düzenlenmiş, sürekli çalışmadan tiksinirler çünkü son tahlilde bu çalışma türü çok daha yüksek bir enerji miktarını tüketir; düşük ama sürekli bir enerji sarfiyatı sonuçta aralarına uzun dinlenme süreleri giren büyük sarfiyatlardan daha yıpratıcıdır.
Ama zahmetsiz keyif yoktur, her mutluluk biraz çaba gerektirir. Okunacak bir kitap, gezilecek bir müze, ormanda yapılacak bir gezinti, bunlar adım atılmasını gerektiren keyiflerdir, etkin zevklerdir.