Nazlıcan Kaya

Nazlıcan Kaya
@NazlcanKaya
10/10
·226 syf.··
2019 8. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2019 21:41
Ayvazoğlu'nun üslûbuyla insanın içine su gibi akan Şeyh Galib biyografisi. Hatta yalnızca Şeyh Galib değil, Dede Efendi, Hattat Râkım Efendi gibi Galib'in çağdaşlarından da bahseden, aradaki mühim bağı düğümleyen bu eser hem 18. yüzyıla dair bilmediklerimize değiniyor hem de son demlerini yaşayan bir medeniyetin son şarkısını kimler aracılığıyla söylediğini açığa çıkarıyor. ''Gâlib bütün tesirleri kendi şahsiyetinin filtresinden geçirmesini bilen o nâdir büyük şairlerdendi.'' Asaf Halet Çelebi ''Geçti Gâlib Dede candan yâ hû''
Kuğunun Son ŞarkısıBeşir Ayvazoğlu · Kapı Yayınları · 2017403 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·352 syf.··
2019 7. kitabı
Zihnimizde binlerce soru, eserde binlerce cevap. Severek, doyarak okuduğum bu eseri Ahmet hoca iyi ki kaleme almış. Türk-Fars edebî ilişkilerini anlamak için ciddi bir önem ihtiva ediyor. Yanlış bildiklerimizin ve hiç bilmediklerimizin önü açılıyor. ''Gül yüzlüm ben Türk değilsem de, karanunun karanlık, çiçeğin gül olduğunu bilirim.'' Sûzenî-i Semerkandî
Hakikate Düşen GölgeAhmet Kartal · Doğu Kütüphanesi · 201512 okunma
10/10
·290 syf.··
2019 4. kitabı
Hüsn ü Aşk'ı okuduktan sonra balıklama atladığım, atlar atlamaz içinde kaybolduğum bu kıymetli eser, yalnızca Gâlib'in ''gönlü diri olan ve şekerler döken kamış parçası kalem''inden dökülenleri anlamak için değil, Osmanlı şiirini anlamak için de kesinlikle okunması gerekenler arasında.
Aşkın Okunmaz KıyılarıVictoria Rowe Holbrook · İletişim Yayınları · 201757 okunma
9/10
·199 syf.··
2018 25. kitabı
Tam bir ikiz izleği (Doğu-Batı) romanı. Orhan Pamuk ile tanışıklığımız henüz çok yeni. Durum da gösteriyor ki devamı olacak. Döngüsel bir Hoca-Köle ilişkisini ikiz izleği üzerinden vermesi romanın cezbedici yanlarından birisi. Tarihî roman olduğu iddia edilen ve bu sebeple birçok tartışmaya gebe kalan bu eser için tarihî tanımının yanlış olduğunu düşünenlerdenim. Zira Jale hocanın da söylediği gibi ''Beyaz ve siyahın karşıtlığında, Doğu'yu Avrupa'nın kara bir gölgesi olarak kuran bu oryantalist söylem, Beyaz Kale'de yaratıcılıkla yıkılır.'' Orhan Pamuk, her ne kadar 17. yüzyılı temel alarak kurgusunu oluşturmuş olsa da şunu da göz ardı etmemek gerekir: Pamuk, kurgusunu hayalî bir mekân üzerine kurmuştur. Aynı zamanda üst-kurmaca olarak Sessiz Ev'deki roman karakteri Faruk Darvınoğlu'nu kullanmış olması aslında Pamuk'un bu tartışmaları bir nevi üzerinden atması için de iyi bir çıkış yolu olmuştur. Asıl soru şu Hoca ve Köle okurun zihnindeki dolapların içindeler mi? Yoksa...
Beyaz KaleOrhan Pamuk · İletişim Yayınları · 201211,2bin okunma
9/10
·260 syf.··
2018 24. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 30 Ekim 2018 20:02
"Bu kadar iyi yazmayı bilmiş bir kadını ben -ben derken, pek çoğumuzu kastediyorum tabii- niçin bilmiyordum? Niçin Türkiye'de kimse -yani pek çoğumuz- Safiye Erol adında bir yazardan haberdar değildi?" diye uzun bir yazı yazıyor Radikal'de Murat Belge. Yine kendisinin de deyişiyle Selim İleri "Ey ahali! Burada iyi bir yazar var!" diye çırpınıp duruyordu. Hakikaten biz Safiye Erol'dan ve onun muazzam eserinden -eserlerinden- neden haberdar değildik ve neden hâlen değiliz? Filhakika sebepleri çoktur. Ama diyorum, belki de haberdardık ve hatırlamak istemedik. Unutkanlığımızın üzerine çekilen hatırlamak fiili bizi olduk olası daima rahatsız etmiştir. Tüm bu düşünceler dimâğımın bir köşesinde otururken, bahsi Ciğerdelen'den açmak belki daha kışkırtıcı olacaktır. Eser, klasik bir örgüye sahip olsa da çok katmanlı tabirini kaldırabileceğine inanıyorum. Doğu'nun ve Batı'nın damıtılmış düşünceleri, milli kültür, milli hüviyet problemleri bir yana halk edebiyatı, divan edebiyatı, mûsikî, tasavvuf ve Yunan mitolojisi ile kurduğu metinlerarası bağlar da romana büyük bir zenginlik kazandırmış. Hatta öyle ki olaylar bu sayede daha fazla mistik bir güce erişmiş. Denilebilir ki Ciğerdelen mistisizmin gölgesine yaslanıp, ondan güç almış bir romandır. Eserin yedi peçesini kaldırıp özüne ulaşmak gerekiyor. Ciğerdelen kimi zaman Türk'ün kanayan ve korumak istediği yarası kimi zaman da insanın içindeki kendi sızısıdır. Aşk, ancak ve ancak Safiye Erol'un kelâmında böylesine kendinden geçebilirmiş. Bu yüzden Ciğerdelen'in derinliğini anlatabilmek için yine Safiye Erol'un sözlerine başvuruyorum: - En çok sevdiğim de odur, Ciğerdelen. -Niçin en çok onu sevdiniz? Manalı bir gülümseyişle elini göğsüne götürerek... -Deldi, deldi de ondan, diyor ve ilave ediyor: -Bunu yazarken on iki kilo
CiğerdelenSafiye Erol · Kubbealtı Neşriyatı · 20241,418 okunma