“Tanrı yardımcın olsun... Ne istersen yap, engel olmayacağım sana. Yalnızca bir şey isteyeceğim senden, insanlarla konuşurken dikkatli ol. Korkmak gerekir insanlardan...birbirlerinden nefret eder insanlar. Hasistirler, kıskançtırlar. Hepsi öyledir. Onları suçlamaya, eleştirmeye başladığında nefret ederler senden, yok ederler seni.”
... Bir keresinde, bir ustanın, kahvaltısından arttırdığı bir parça ekmeği nasıl gizlice bana verdiğini anımsıyorum. O gün beni gözyaşlarına boğan, verilen bir parça ekmek değildi. Ekmeğin yanı sıra bu insanın bana verdiği insanca ‘bir şey’di: Armağana eşlik eden sözler ve bakışlar.
Bütün bunlardan, bu dünyada iki insan ırkı olduğunu, ama sadece iki ırk olduğunu -soylu insan ‘ırkı’ ve soysuz insan ‘ırkı’- öğrenebiliriz. Her ikisi de her yerde bulunur, toplumun her kesimine sızar. Hiçbir grup sadece soylu ya da soysuz insanlardan oluşmaz...
İşte anahtar kelime bu; hayatın özü, büyük sırrı, olmazsa olmazı: UNUTMAK. Eğer unutmak diye bir şey olmasaydı, yaşam da olmazdı. İnsan, unutmadan hayatını sürdüremez.