Peki, durağan hâl varlık için vazgeçilmez miydi? O tiksindirici rekabeti başlatan da sabit kalmaktaki ısrarımız değil miydi? Sabit olmayı bırakıp kendimizi kumun akışına bırakıversek rekabet de ortadan kalkacaktı.
“İyileşmiş bir hayat acıdan tamamıyla arınmış olan değil, her daim devam eden bir süreçtir ve dolu dolu, derinden ve dünyayla gerçek ve şefkat dolu bir bağ kurarak yaşanan bir hayattır.”
Şehri avucumun içine alsam, elimde bir bez, her yanını ovalayıp parlatsam… şehir tehditten arınır mı?.. binbir çeşit kadınlık hali yepyeni bir kadere kavuşur mu?