Yaşamının sonlarına doğru yazdığı bir mektupta “Kendini öldürmeye kalkmış ama suyun çok soğuk olduğunu anlayınca, var gücüyle yeniden kıyıya dönmeye çalışan bir adam gibiyim” dedi.
Ah o kendinden memnun insanlar! Bu saksağanlar kibirli bir kendini beğenmişlikle şatafatlı cevherler yumurtlamaya hazırdır! Düştüğüm şu halin iğrençliğini ne kadar iyi anladığımı bilseler, bana ders vermeye dilleri varmazdı. Zaten bilmediğim yeni bir şey söyleyebilirler mi bana? İşte asıl mesele! Tekerleğin tek bir dönüşüyle her şey bir anda değişir ve dostça şakalaşarak beni kutlamaya ilk gelenler de o ahlakçılar olur.
Şu ana dek kendimi anlamış değilim! Bütün bunlar bir rüya gibi geçti… peki tutkum nereye gitti? Bazen aklıma bir düşünce geliyor: “Acaba o zamanlar aklımı mı kaçırmıştım, aslında bir akıl hastanesinde miydim? Belki de hala oradayım, belki de bütün bunlar sadece bana olmuş gibi göründü, belki de hala öyle görünüyor…”