Yol aramıyorum gündüzün şehrine
Kuşku yok ki bir mezarın derinliklerinde uykudayım
Cevherim var fakat onu korkudan
Gönlümün bataklıklarında saklamaktayım
Öfkelen bana, ama yarınla korkutma beni
Ben ki toprak olacağım yarın, ne diye yasak koyarsın bana
İyi biliyorum sonumun ne olacağını
Sen açsın, bense ey Tanrım zavallı bir av sana
Anlamak, bir değişimdir. Her anlamayla birlikte önceki düşünce paternimizde bir şeyleri yıkarak o paterni yeniden yaratmış oluruz. İşte bu yüzden her farkına varma, merkezi dış’tan iç’e taşıyan bir tuğla.
Utanç, dışımızda kalması gerektiği halde, çok erken tanıştırıldığımız için içimize aldığımız kötü nesnedir.
Utanç, temelde , sevmeye ve sevilmeye layık olduğumuza bir türlü ikna olamamaktır. Sevgimizin karşılığı olarak bizi sevmekle mükellef bakımverenlerimiz ya da onların duygusal yokluğu nedeniyle sevme ve sevilme hakkımızı duyamamaktayızdır.