Nazlı Gül Berber

Hata olmayan yerde bereket olmuyordu…
Puan vermedi·528 syf.··
2026 406. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 16:51
Sanırım uzun zamandır bu kadar rahatsız eden ve bir türlü elimden bırakamadığım bir kitap okumamıştım… Ve yine sanırım uzunca bir süre başucumdan ayırmayacağım. Kitap "gölge" kavramı üzerine, jungiyen terapistlerin makalelerinden derlenmiş; 65 makaleden oluşan bir kitap insan doğasının karanlık tarafının ailelerde, yakın ilişkilerde, işte, maneviyatta, politikada, psikoterapide ve sanat gibi bir çok alanda belirdiği şekline kapsamlı bir bakış sunuyor. İnsana ve insanlığa dair pek çok önemli konunun tıp, siyaset, din, sanat, tarih ve farklı disiplinler penceresinden ele alıyor. Bireyi ve toplumu eşzamanlı görmekle kalmayıp bütünsel varoluşa çektiği dikkatle okuyanda bir tamlık duygusu bırakıyor. Gölgeyle Buluşma kendine, dünyaya, insan olma deneyimine ve uygarlığı doğuran tüm dinamiklere bakmak isteyen herkes için cesur bir davet, berrak ve hiç şüphesiz ki rahatsız edici bir ayna. Kitapta gölgemizi nasıl bulabileceğimizden onunla nasıl başa çıkabileceğimize, gördüğümüz rüyaların aslında gölge tarafımızın bize bir mesajı olup olmayacağına gibi farklı konulara yer verilmiş. Sevmediğimiz ve bizimle hiç uyuşmadığını düşündüğümüz bilinçdışı unsur (gölgemiz) ile nasıl dengede hizalanmamız gerektiğini ve hayat yolculuğumuzu daha temkinli yürütebilmemiz konusunda yer yer metafor kullanarak bizlere aktarıyor. Özellikle 10.Bölümün (son bölüm) başında geçen “tekne” metaforu oldukça hoş bir tatla konuyu özetlemek açısından finale doğru vurucu bir etki sağlıyor. Kitabın kendi cümleleriyle; “Gölgenin farkına vardığımız her parçasının bir ağırlığı vardır ve onu teknemize koyduğumuz zaman bilincimiz, o parçanın ağırlığıyla orantılı derecede aşağı iner. Bu nedenle gölgeyle baş etme sanatının püf noktasının teknemizi doğru şekilde yüklemekten ibaret olduğu söylenebilir: Çok az yük
1000Kitap
Gölgeyle BuluşmaKolektif · Timaş Yayınları · 2022310 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bir devre vedadır, vefadır…
Puan vermedi·448 syf.··
Beğendi
·
2026 401. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2026 17:44
Öncelikle kitabın adı Fatih devri ve bölgeler üzerindeki etkileri olabilirdi çünkü kişisel Fatih anlatısı üzerinden değil Fatih devri öncesinden başlamak üzere, dönemin etkileri ve çok daha uzun siyasi, dini, coğrafik etkilerini kapsıyor. Kesinlikle biyografik bir eser değil bu bağlamda okumaya niyetlenenleri hayal kırıklığına uğratabilir. Ayrıca Fatih dönemine ait çokça okuma yapmış birisi içinde yüzeysel gelebilir çünkü yazar kitapta geniş bir tarihi ele alıyor. Hocanın anlatım dili her zamanki gibi sohbetvari, akıcı ve yalın, bu yüzden hiç yormadan akıyor kitap hedef kitlesi alan olmaktan ziyade tarih severler oluyor. Tarih okuması yapmayı sevenleri tatmin edecek kitap; dönemin öncesinden başlamak üzere “Fatih dönemi” diyebileceğimiz şartları oluşturan zemininden alarak çağlar sonrasına etkileri geniş perspektiften anlatılıyor, öyleki fetihten önceki yüzyıllık siyasi hamleleriyle, günümüz Anadolu coğrafyasını neden-sonuç üzerinden sunmayı başarıyor. Yer yer Fatih’in kişisel özelliklerine değinilmiş, özellikle de hakkında çıkan spekülatif bilgilere açıklık getirilerek konuları gider ayak kapatıyor hocamız.. Kitapta bahsi geçen “Fatih’in doğumunun 600. Yılına takdimdir” (30 Mart 1432) ibaresi yürek burkuyor, sanki o günü göremeyeceğini bilerek önceden hediyesini takdim etmiş gibi… Kadere bak ki o çok sevdiği Fatih’le aynı hazireye defin ediliyor İlber hoca.. “Seven sevdiğiyle beraberdir.” Hadis-i şerifini bizlere bir kere daha hatırlatıyor… Arkasından edilen onca söze, tartışmaya o kocaman kahkahasını attığına eminim. Hocanın eksiğini, fazlasını tartışmak bizlere düşmez elbet fakat insani vasfının elinden alınmamasını dileyerek, hoşgörüyle uğurlamak isteriz. Bu kubbede sedan hoş yankılanıyor hocam. Işık olsun kabrin, onca öğrencine ışık olduğun gibi; rahmet,
1000Kitap
Fâtih Sultan Mehmedİlber Ortaylı · Kronik Kitap · 2025923 okunma
Puan vermedi·506 syf.··
Beğendi
·
2026 400. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 07 Nisan 2026 19:32
Türk tarihinin şifresini boy sisteminde ele almamız gerektiğinden Türk tarihine hakim olmak isteyenlerin mutlak okuması gereken, her Türk tarihi araştırmasında dönüp başvurulması gereken kaynak. Özellikle Türkiye Türklerini tarih sahnesinde anlamak için OKUYALIM. Kitapta Oğuzlar'ın tarihleri, boy teşkilatı, destanları ana başlık halinde alınarak, bütün teferruatıyla isim ve yer belirtilerek ortaya çıkarılmış; haritalar ile birlikte Oğuz boylarının nüfus ve damgalarına da yer verilmiş. Çokta uzatmaya gerek duymadan kapsamlı şekilde Oğuz boyunun ele alındığı ve çok büyük emekle ortaya çıkarılmış eser ilgilisine tavsiyedir. Vesilesiyle Hocamız Faruk Sümer’i yad etmiş olalım, rahmet ve minnetle. Faruk Sümer Oğuzlar (Türkmenler)
Tarih
Oğuzlar (Türkmenler)Faruk Sümer · Türk Dünyası Araştırma Vakfı · 2017129 okunma
Yaşamak, Sevmek ve Öğrenmek
Puan vermedi·255 syf.··
2026 398. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2026 16:45
Bazı kitaplar öyle uzun uzadıya anlatılmaz, derdini anlatış şekli gibi; içten, yalın ve sıcak olmalıdır. Akademik bilgi gözetmeksizin okunmasında fayda var çünkü yazar anlatım dilinde öncelikli kaygı olarak anlaşılır ve faydacı olmayı ele alıyor, hal böyleyken felsefik derinlik beklenen analizler veya ifadelerden ziyade günlük hayatta uygulanabilir yalın anlatım karşımıza çıkıyor. Yazarın Özel eğitimci olması eğitimde sevgiyi ele alış biçimi sıcacık bir dost gibi hissettiriyor. Kitap Buscaglia’nın bir öğrencisinin intiharını öğrenmesi üzerine aşk’a dair dersler başlatmasıyla oluşuyor. Yani konuşmalarının kitaplaştırılmasıyla oluşuyor bu yüzden aynı tanımlamalar üzerine sıklıkla geri dönüldüğünü görüyoruz fakat okurken anlamı desteklemek isteyeceğinizden bu sıcak dost elinin sürekli sırtımızı sıvazlaması rahatsız etmiyor. Sevme,yaşamak, ve öğrenmek tam olarak adını taşıyan bir kitap olarak kalbimizde yerini alıyor; ne yaparsan yap sevginin gücünü ve şifasını cebine koy diyor, eğitimde özellikle buyurgan olmadan bilge olmayı, eleştirel olmadan önce anlayan olmayı vurguluyor. Hayatta başarısızlıklarında bizlere rehberlik ettiğini vurgularken hiçbirimizin MÜKEMMELLİK uzağına düşmemesi gerektiğine ışık tutuyor. Velhasılı, dost sohbetinin özlemini çeken her okuru Buscaglia kitabın satırlarına davet ediyor. Yaşamak, Sevmek ve Öğrenmek Leo Buscaglia
1000Kitap
Yaşamak, Sevmek ve ÖğrenmekLeo Buscaglia · İnkılap Kitabevi · 20201,192 okunma
“Koşulsuz seven ve affeden anne-baba değil, çocuktur”
Puan vermedi·288 syf.··
Beğendi
·
2022 1. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 25 Mart 2022 00:00
Adının hakkını veren çarpıcı kitap “İyi Aile Yoktur” Yazarın tüm kitaplarını okumuş biri olarak söyleyebilirim ki en çok etkilendiğim ve yine en çok eleştirdiğim kitabı bu oldu, kitap ezbere yaşadığımız tüm mitleri dağıtmaya yemin etmiş gibi iddialı; öncelikle “kutsal” olan ne varsa anneden, anne-babadan başlayarak, okul, öğretmen, toplum, devlet, inançlar (dini ya da ideolojik) ile devam ederek tümünü yeryüzüne indiriyor. Her şey sorgulanabilir.Okudukça kutsalların sistemin sürmesine nasıl hizmet ettiğini anlıyoruz. Bu sorgulamalara en başta, şanslıysak kendimizden başlayabiliriz. (Şanslıysak diyorum; çünkü taaa çocukluğun ilk yılından itibaren iç sesimiz kısılmış, kendi sesimizi duyamaz olmuşsak, ebeveynin “sevgisi”ni kazanmak pahasına kendimize ihanet etmişsek nasıl duyacağız o iç sesi… otoritenin (ebeveynin, toplumun vb.) sesini kendi sesimiz sanmışsak nasıl yapacağız kendimize bakma, sorgulama işini? kendi sesini duyamayan anne-baba, çocuğunun sesini nasıl duyacak?) bununla beraber çocukluğu öyle geçti diye insanın bütün ömrünü "kurban psikolojisi”yle geçirmesini ve edilgin bir pozisyonda kalmasını kabul etmiyorum.Bu irade/öz, tıpkı yazma cesareti'nin ilhamını aldığı “Yaratma Cesareti” (rollo may)gibi insanın doğasında mevcuttur. İnsan "kemal"e, değişmeye, gelişmeye, ilerlemeye programlı bir varlıktır, kendi meşrebince buna ulaşmaya çalışır. Bana kalırsa kitabın en vurucu yerinin “Mutlak/koşulsuz sevenin ve sorgusuz affedici olanın sanılanın aksine anne-baba değil çocuk olduğunu vurguladığı kısımdı. Erken çocukluktan itibaren adeta anne-babayı tanrılaştırılma çabasını eleştiren yazar “Kutsal anne”yi yerle bir ediyor. Çoğunlukla hak verdiğim bu bakış açısında eleştirel bulduğum kısım tamamen bağların değersizleştirilme noktasına gelecek şekilde mecburi
Psikoloji
İyi Aile YokturNihan Kaya · İthaki Yayınları · 20187,9bin okunma