Bir çocuk okula beş(5) ayrı silahla giriyorsa, orada sadece "bir çocuk" yoktur.
Orada yılların ihmali, görmezden gelinen sinyaller ve hatalı kabuller vardır.
Sonra herkes şaşırıyor: "Nasıl oldu?" asıl soru şu olmalı: “Bu noktaya gelene kadar neler oldu?”
Evde iletişim var mıydı gerçekten, yoksa sadece ihtiyaçlar mı karşılandı?
Çocuk öfkesini, kırgınlığını anlatabiliyor muydu? Yoksa “abartma”, “sus”, “erkek adam ağlamaz” gibi cümlelerle mi büyüdü?
Bir de şu çok kritik:Silah. Bir çocuğun eline bu kadar kolay geçebilen bir şey nasıl oluyor da hâlâ "bireysel hata" diye konuşulabiliyor?
Toplum olarak da kendimizi kandırıyoruz:"Özel okulda okuyordu, iyi bir hayatı vardı..."
İyi hayat dediğimiz şey sadece para mı gerçekten?
Değer yoksa, ilgi yoksa, sınır yoksa o "iyi hayat" sadece bir illüzyon.
Şiddet bir anda ortaya çıkmaz, önce küçük işaretler verir.
Görmezden gelinir, sonra bir gün patlar.
Ve biz yine en kolayı yaparız:Suçu tek bir kişiye yıkar, konuyu kapatırız.
Ama gerçek şu:Bu sadece bir çocuğun hikayesi değil.
Bu, hepimizin içinde olduğu
SİSTEMİN sonucu.