Kanmışlardı bir kere, inanmışlardı. Hani güçlü bir atın yularını cılız bir ağaca bağlarlar ya. At başını çevirse sökecektir aslında ağacı. Ama yularını tutan o ince dal parçasına öylesine boyun eğmiştir ki şakıyan kırbacı duyana kadar adım atmaz yerinden. Çünkü yularını tutana itaat etmis. o cılız daldan kurtulamayacağına inanmıştır. Oysa özünde Afrika çok zengin, at ise doruklara şahlanandır. Ama bugün ikisi de esirdir.