Benim için geç kalınmış bir kitap olarak düşünsemde okumayı bitirdiğimde hiçbir şeye geç kalınmadığını hayatımızın neresinden başlarsak kar olduğunu daha iyi anladım.
Martı Jonathan o güne kadar doğru bilinen ritüelleri bir kenara itip, kendini aşma azmini, özgürlüğü ve hayalleri uğruna dışlanmayı bile göze almış. Bizlere ders niteliğinde sabırlı ve kararından vazgeçmeden ilermenin, istediklerimizin sadece hayallerimizde kalmamasını, başarmak için çabalamamız gerektiğini öyle ustaca anlatmış ki.
Kitabın son bölümündeki şu paragraf çok güzel özetlemiş kitabı
" Otorite ve merasimlerle çevrili yirmi birinci yüzyılında, özgürlük boğulmak isteniyor. Görmüyor musun? Dünyanız güvenli hale getirilmek isteniyor, Özgür değil." O hikayesini yaşamıştı, bu son şansıydı. " Benim zamanım geçti. Seninki geçmedi."
Tekrar o çocuğun dilini, kitabın son bölümünü düşündüm. Acaba biz, dünyamızdaki özgürlüğün bitişini izleyen martılar mıydık?