Ben kitaplara çok değer veriyorum; belki biraz fazla… Geçmişte kalan günlerimde onları gerçek dünyaya yeğlerdim. Tabii, bir iz bıraktı bu bende ve bir yerde sonsuzluk simgesi olarak kaldı.
İnsanın yirmi yaşında, sevdiği insanın elinden dünyayı armağan olarak alması ne büyük bir şans! Aynı şekilde, bu dünyada yerini tam olarak bulabilmek de büyük şans!
Yaşamak, kırk yıl, altmış yıl boşluk içinde, yerinde sayarak ölümü beklemek demekti. Bunun içindir ki bu kadar büyük bir istek ve çabayla çalışıyordum; salt kitaplar ve düşüncelerdi ayakta kalabilen. Bana gerçek görünen sadece bunlardı.
Boş dairede avazım çıktığı kadar bağırmıştım. Kendime gelince şöyle dedim: İçimde hep bu korkuyla mı yaşamak zorunda kalacağım? Nasıl yapacağım bunu, diğerleri nasıl beceriyorlar acaba?