Bukowski'nin otobiyografik bir romanı olması, yazarla tanışmak için iyi olur kanaatindeydim ve sanırım yanılmadım. Dili son derece yalın ve akıcı bir kitap. Hatırladığı ilk anla başlıyor yazar anlatmaya ve dili de sayfalar ilerledikçe gelişiyor. Bu detay çok hoşuma gitmişti benim.
Chinaski'nin umursamazlığına özendiğim yerler oldu. Arkadaşlarıyla olan ilişkilerine hayret ettiğim yerler oldu. Kitabı ve bence daha önemlisi yazarı benimsedim ekmek arasıyla. Herkese olmasa da yeraltı edebiyatına yatkın kişilere önerimdir.
Ancak iki şeye takıldım, söylemeden geçemeyeceğim. Anne ve babası niye birbirlerine anne ve baba diye sesleniyorlar? Kitapta yadırgadığım tek nokta bu oldu. Bir de öyle bir bitti ki serinin ilk kitabını okumuş gibi hissettim ama bildiğim kadarıyla devamı niteliğinde bir kitap yok.
Ekmek ArasıCharles Bukowski · Metis Yayınları · 20228,3bin okunma
Hakkında yorum yapamadığım kitap. O kadar gerçek ki karakterler, her biri o kadar çevrenizden ki hem anlayıp hem kızabiliyorsunuz hem de üzülüyorsunuz hallerine. Bilinç akışı tekniğiyle yazılmış olması daha güçlendiriyor bu durumu. Ne yazsam az kalacak, ne yazsam haddim değil, ne yazsam gereksiz çünkü Vedat Türkali zaten yazmış. Okuyun diyebiliyorum sadece.
Kenan hala kafamın içinde şu an, Günsel ile ben de üzülüyorum, Zeynep kadar anlamaya çalışıyorum. Kitabı bitirdim ama kafamda devam ediyor hala.