maktulüydün doğurduğun
bütün aşkların
gözlerinden vuruluyordu gece
sığınacak gök bulamayan
göçmen kuşların kanatlarıyla
alacakaranlığında tenimin
gezinen parmak uçların
kadim bir yaraya dokunur gibi
bilinmeyen bir yolu yürüyordu usulca
ben çöle vurgun
hırçın ve asi
soluğun boynumda
dağ esintisi
denizin uğultusu kulaklarımızda
ürperen ay gökte
bozuk bir sarkaç
sonsuz galaksiler
zamansız kayan yıldızlar
samanyolu geçiyordu
gözlerimizden
tutunacak dalımız yoktu
şiirden ve aşktan başka
sürgündük,tutuklu hayatlarımızda
dudak kenarlarımızda