Beni evcilleştirirsen yaşamım günlük güneşlik olur.Ötekilerden farklı bir ayak sesi taşımış olurum.Öteki ayak sesleri beni yerin altına kaçırır.Seninkiyse beni bir müzik gibi yuvamdan dışarı çağırır.Baksana şuradaki buğday tarlalarını görüyor musun?Ben ekmek yemem.Buğdaya ihtiyacım yok benim.Buğday tarlaları bana hiçbir şey hatırlatmıyor.Bu da çok acı!Ama senin altın sarısı saçların var.Eğer beni evcilleştirirsen harika olacak.Altın renkli başaklar seni hatırlatacak bana.Başakların arasında esen rüzgarın sesini duymaya bayılacağım.
Zaten,bir felakete sükûn ve itidalle tahammül edenlerin manzarası o felaket için ağlayıp çırpınanların manzarasından çok daha ezici ve korkunçtur.Kuru ve sabit gözlerin arkasında nasıl bir ateşin yandığını,kalkıp inen göğsün içinde nelerin kaynadığını bilmediği için insan mütemadi bir ürkeklik ve tereddüt içinde üzülür.