İTHÂF
Birlikte dikenliklere dalıp, beni de kendisini de yaralayana.. İthaf ediyorum bu eserimi...
Sonra o bir yol tutmuştu, bense başka bir yol... İkimiz de savaştan sonra yaralı düşmüştük... Ne onun gönlünde huzur vardı, ne de benim içimde istikrârdan eser...
Kitap böyle başlıyor ve çok duygu yüklü, çeviri bir eser olmasına rağmen o duyguları hisseddebiliyorsunuz.
Benim gibi, sizin için de bir romandaki en önemli şeylerden biri betimleme ise kitap bu konuda çok başarılı. Bir olay ya da ortam betimlemesi her zaman dikkatimi çeker ama romanlarda en zoru duygu betimlemesi olsa gerek... Yazar bu hususta da çok başarılı. Bir de romanın yazarın kendi başından geçmiş olması ve duyguların gerçekliği insanı daha fazla etkiliyor. Kitabı beğendim ve tavsiye ederim.
Kitabın baskısı bulunmadığı için benim gibi merak edip, oldu ki kitabı bulamazsanız diye buraya özet geçtim. :)
Yazarımız kendi başından geçen bir sevda hatırasını kaleme almış. Bir kızı sevmiş ve nişan günü kızın önceden bir başkasını sevdiğini söylemesiyle işleri zorlu bir sürece evrilmiş. Kitabın baş karekteri olan Sami her türlü fedakarlığı göze almış. Hatta çokça sevmesine rağmen nişanlısına, nişanı bozup önceden sevdiği adamla bir araya gelebilmesi için ailesiyle konuşmayı bile teklif ediyor. Kız karakter ise biraz dengesiz ne yârdan geçiyor ne serden... İşleri iyice zora sokuyor. Bir yandan da aralarında hep kendini hatırlatan bir güven problemi oluşuyor. Günler geçiyor, düğüne üç gün kala herşeyin üst üste birikmesiyle çıkan bir tartışma sonucu düğün dernek kurulmadan bozuluyor. Bir buçuk yıllık ayrılık boyunca Sami karakteri sevdasından vazgeçemiyor ve tekrar bir araya gelmeyi teklif ediyor. Ama kız bu fikre yanaşmıyor.Yıllar sonra karşılaştıklarında ise kız çoluk çocuğa karışmış Sami ise hâlâ aynı...