Bütünde çok reddedici biri, ayrıntıda kolaylıkla hoşgörü gösterecektir. Çağdaşlarının beğenisinin üstüne çıkmış birinin, küçük kibirliliklerle tatmin olmaktan vazgeçmemesi mümkündür.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Tutku ve hak. – Hiç kimse, ruhunun derinliklerinde haklılığından kuşku duyan biri kadar tutkuyla söz etmez kendi hakkından. Tutkuyu kendi yanına çekmekle, anlama yetisini ve onun kuşkusunu uyuşturmak ister: böylelikle vicdanını rahatlatır ve çevresindeki insanlar üzerinde başarılı olur bununla.
Beğenilmeyerek beğenilme. – Dikkati çekmeyi ve bu arada beğenilmemeyi seven insanlar, dikkati çekemeyen ve beğenilmek isteyen insanlarla aynı şeyi özlemektedirler; ancak çok daha yüksek bir derecede ve dolaylı yoldan, açıkça hedeflerinden uzaklaştıkları bir aşama aracılığıyla ulaşmak isterler buna. Nüfuz ve güç isterler ve bu yüzden, üstünlüklerini hoşa gitmeyecek biçimde gösterirler; çünkü sonunda güce ulaşan birinin yaptığı ve söylediği hemen her şeyde beğenildiğini, hoşa gitmediği yerde bile hoşa gidiyormuş gibi göründüğünü bilirler. – Özgür tinli de, mümin de, onun sayesinde hoşa gitmek için güç isterler; öğretileri yüzünden kötü bir yazgı, kovuşturma, zindan, idam tehdidiyle karşı karşıya olduklarında, öğretilerinin böylelikle insanlığa nakşedileceğini ve dağlanacağını düşünerek sevinirler; güce ulaşabilme yolunda, etkisini geç gösterse de acı verici ama güçlü bir araç olarak görürler bunu.
Eğitimci olarak kibirlilik ve hırs. – Kişi henüz genel insani yararın bir aracı olmadığında, hırs eziyet çektirebilir ona; ama o hedefe ulaşıldığında, herkesin iyiliği için bir makine gibi zorunlu olarak çalışır, o zaman kibirlilik gelebilir; hırs onun üzerindeki kaba çalışmayı tamamladıktan (onu yararlı kıldıktan) sonra kibirlilik onu ayrıntılarda insancıllaştıracak, daha sosyal, daha katlanılır, daha hoşgörülü kılacaktır.