“Belki de, az çoktan fazladır. Belki de az, hayat ve ölüm kadardır. Belki de, seni az tanıyorum, demek, seni kendimden çok biliyorum, demektir. Bilmesem de, öğrenmek için her şeyi yaparım demektir.”
Kül tablası hâlâ tütüyordu. Yeşim’in gözleri, yükseldikçe silinen dumanı takip etti. “Demek ki insanlar kendilerini böyle kaybediyorlarmış.” diye düşündü.
Seni az tanıyorum... Az... Sen de fark ettin mi? Az dediğin, küçücük bir kelime. Sadece A ve Z. Sadece iki harf. Ama aralarında koca bir alfabe var. O alfabeyle yazılmış onbinlerce kelime ve yüzbinlerce cümle var. Sana söylemek isteyip de yazamadığım sözler bile o iki harfin arasında.