“Gözyaşlarımın kendilerine ait bir sesleri vardı ve gözlerimden değil, kalbimim en derin, en karanlık köşesinden çıkıyorlardı, benim bile doğru düzgün bilmediğim bir hikaye anlatıyorlardı bana.”
“Ne istediğinizi bilin ve kendi beklentinizin ötesine geçmeye çalışın. Dansınızı geliştirin, çok çalışın ve kendinize olabildiğince yüksek, ulaşması zor bir hedef koyun. Çünkü sanatçının görevi budur: kendi sınırlarının ötesine geçmek. Tutkusu zayıf olan bir sanatçı amacına ulaştığında, hayatta başarısız olmuş demektir.”
Sevdikleri tarafından terk edlen kadınlar ya da erkekler yalnızca kendi ıstıraplarına odaklanırlar. Kimse ötekine ne olduğunu merak etmez. Yüreğine kulak asmayıp toplum baskısı yüzünden ailesiyle birlikte kalmayı seçtiği için suçluluk duyuyor mudur acaba? Her gece başını yastığa koyduğunda kolay kolay uyku tutmuyordur herhalde, kafası karışıktır, yolunu kaybetmiştir, verdiği kararın yanlış olduğunu düşünüyordur bazen, bazen de asıl görevinin ailesi ve çocuklarını korumak olduğunu. Ama zaman ondan yana değildir; ayrılık anından uzaklaşıldıkça zor günlerin hatıraları da seyrelir ve yitirilmiş bir cennete duyulan tatlı bir özlemden farkı kalmaz.