Nehir Kaya

Yoksa aşk mıydı asıl hastalık
Puan vermedi·176 syf.··
Beğendi
·
2024 18. kitabı
Spoiler içerebilir Büyülü gerçekçilik akımının usta ismi Gabriel Garcia Marquez’den okuduğum dördüncü kitaptı Aşk ve Öbür Cinler. Çok keyif alarak okuduğumu söyleyebilirim. 1982 Nobel Edebiyat Ödülü kazanan kitabımızda, yazarın her eserinde olduğu gibi bir toplum eleştirisi görmekteyiz ama bu eleştiri metne o kadar güzel yedirilmiş ki isyankar bir tavırda değil, üzerinde düşünülerek farkına varılabilir. Ana karakterimiz Sierva Maria bir marki baba ve alt tabaka bir annenin istenmeyen çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Hatta o kadar istenmemiştir ki onu emziren annesi değil, evlerinde çalışan siyahi köle bir kadın olmuştur.Anne babasından görmediği ilgiyi evlerindeki bu zenci kadınlardan gören Maria, birçok Afrika dilini de onlardan öğrenir, o kültürle yetişir. Bir gün Maria’yı alnında beyaz lekesi olan kül rengi bir köpek ısırır. (Hikayemizin geçtiği o dönemde kuduz çok yaygın bir hastalıktır ve köpeğin kuduz olduğu anlaşılınca bir ağaca asılarak “ eğer bu köpek tarafından ısırıldıysanız kuduz olabilirsiniz “ şeklinde bilgilendirme yapılmaktadır) Bu köpek ısırması olayına çok önem vermezler ancak Marki bu durumu öğrenince hemen bir doktor çağırır. Doktor her ne kadar kuduz belirtileri göremese de tedbirli olunması gerektiğini, aradan yıllar geçse bile bu ısırıktan kaynaklı kuduza yakalanılabileceğini söyler. Bu durumdan haberi olan piskopos,o dönemin bağnaz Hristiyan, sorgulamayan, akıl ve mantıktan son derece uzak toplumunda bu olayı kızın içine cin girmiş olarak Marki’ ye anlatır.Maria’yı tedavi eden doktoru da dinsizlikle suçlar ona inanılmaması gerektiğini söyler. Doktorun yapmış olduğu her bilimsel açıklamayı vesveselerle çürütmeye çalışır ve başarılı da olur. Marki, Maria’yı piskoposun dediği gibi Santa Clara Manastırı’na kapatır. Asıl olaylar burada başlar aslında
Edebiyat
Aşk ve Öbür CinlerGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202510,1bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Güzellik Bir Yaradır
Puan vermedi·152 syf.··
Beğendi
·
2024 20. kitabı
Paulo Coelho’nun gerçek bir hayat örgüsüne ışık tuttuğu bu eserde olay 1.Dünya Savaşı yıllarında geçiyor. Başkahramanımız Mata Hari gerçek adıyla Margaretha Zelle varlıklı bir ailede doğmuş, çok iyi bir eğitim almış, dans eğitimiyle de kendisini her alanda geliştirmiştir hatta okul öncesi öğretmeni olarak mezun olmuştur. Özgür bir kadındır Margaretha onun istediği tüm baskıdan uzakta mutlu bir şekilde yaşamaktır. Hayatı gazetede gördüğü bir ilanla değişir. Endonezya’da subaylık yapan bir adam, evlenmek için ilan vermiştir ve Margaretha için bundan daha iyi bir fırsat yoktur. Hemen adamla tanışır ve en kısa sürede evlenirler. Ancak bu mutlulukları kısa sürer çünkü kocası değişik huyları olan ve ona kötü davranan biridir. Margaretha bu duruma dayanamaz ve kızını, kocasını terk ederek Fransa’ya kaçar. Burada hayatta kalabilmek ve hayallerini gerçekleştirmenin tek yolu :dans etmektir. Takma bir isim almakla başlar hayatına : Mata Hari. Çok cesur bir kadındır Mata Hari ve bir o kadar da güzeldir. Güzelliğin her yaşta her zaman başa bela olduğunu bir kere daha gösterir bize. Son derece savunmasız yapar onu ama Mata Hari güzel olduğu kadar zekidir de ve bu durumu kontrol etmeyi çok iyi bilir. Yıllarca adından söz ettirir, sahneler onun için yaradılmıştır sanki. Kadın erkek herkes ona hayrandır. Özellikle de erkekler… Belki de yapmaması gereken bir şeydir bir şey diyemeyiz herkes seçtiği hayatı yaşar ama Mata Hari bu tehlikeli güzelliğini kendi amaçları için kullanmayı çok iyi bilir. Neredeyse istediği her şeye sahip bir hayat yaşar. Ama zaman geçtikçe, yaş aldıkça eski ününü kaybeder. Kendine yediremez bu durumu ve Alman bir hayranından gelen teklifi kabul eder. Ancak bu teklif düşünüldüğü kadar masum bir teklif değildir. Bahsedilen şey casusluk yapmasıdır. Bu kadar ön planda
Edebiyat & Roman
CasusPaulo Coelho · Can Yayınları · 20166,9bin okunma
Puan vermedi·136 syf.··
Beğendi
·
2024 10. kitabı
Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın kalemine bir kere daha hayran kaldığım bir eserdi. 1918- 1922 yılları arasında başgösteren ve binlerce can alan İspanyol gribinin Osmanlıda’da ortaya çıkışı, mizahi bir dille ve bir o kadar da üzücü bir hikayeyle anlatılmıştı. İnsanların dini duygularınının sömürülmesi ,zenginlerin yoksulların halinden anlamaması ama konu sorgulamadan inanılan batıl inançlara gelince hepsinin birer yardımsever insan kesilmesi eleştirel ve bir o kadar da mizahi bir dille gözler önüne serilmişti. Bu kitap bende kısaca “vicdan” ve “sorgulamak” kelimeleriyle özetlenebilirdi. Kitabın sonunda açığa çıkan sırlar, bir polis memurunun Vicdan ve görev bilinci arasında bir seçim yapmak zorunda kalmasına neden olmuştur ve ona farklı bir bakış açısı katmıştır. Yapılan her eylem sadece dışarıdan görüldüğü gibi değildir, altında çok acılar yatabilir , peşin hüküm hakkaniyete aykırıdır. Herkese tavsiye ederim.
Edebiyat
Hakka SığındıkHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20212,849 okunma
"Okunsun diye değil dokunsun diye yazılır bazı şeyler."
7/10
·193 syf.··
2022 31. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2022 18:45
Yazar Gülten Türkel hanımı Kitap Kulübü sayfamızdan tanıyorum. Geç kalmış olsamda kitabı satın almak okumak nasip oldu. En başta güzel bir kapak karşılıyor bizleri ve Gülten hanımın kitabı 1.Dünya Savaşında Ermeni zulmünden kaçarak Anadoluya gelen babaannesine ithaf ettiğini okuyoruz. Anlatımı ile anında o ortama gidiyor ve oradaki insanlarla yaşıyorsunuz. Anneannesinin gümüş saçlarında,hazırladığı kahvaltı sofrasında dolaşıyorsunuz. Hikayemiz Revan'da (Erivan)  anneannenin anlattığı hayat hikayesi ile başlıyor. Türk,Gürcü ve Ermenilerin dostça yaşadığı bir zamanda dede,nine, anne, abla,kardeş büyük bir evde yaşıyorlar.Sonra 1.Dünya savaşı ile birlikte hepsi birbirine giriyor ve Rusların kışkırtmalarıyla düşmanlıklar başlıyor, bu sırada 1.Dünya savaşına katılan Osmanlı, Sarıkamışa giden ve bir daha haber alınamayan babası. Revan'da Türklere yapılan katilamlar artınca  evlerinde bulunan gizli bölmede haftalarca anne ve iki kızı, (Anne Frank gibi) kalıyor ve hayatlarını ancak öyle kurtarıyorlar. İçeride saklanırken dışarıda Ermeniler tarafından insanlara yapılanları anlatmak istemiyorum ya daha önce anlatılanlardan biliyorsunuz ya da kitabı alır okursunuz anlatılacak gibi değil çünkü. Süreç Anadoluya gizlice kaçış ve yolda anne kız kardeş ve ablanın birbirinden ayrılışı. Hikaye burada bitmiyor tabi günümüz Türkiyesinde devam ediyor torun Sema gizlice fotoğraf albümünden aldığı siyah beyaz eski bir fotoğrafla büyük yardımlarla kaybolanları aramaya başlıyor. Sema akrabasını bulabilecek mi diye düşünürken şu aklınıza geliyor,ortada vahşice gerekleştirilen ve 10 binlerce Türk'ün öldürüldüğü bir soykırım varken yıllardır ermeni soykırımı diye millete kakalamaya çalıştıkları yalan yanlış bilgileri kendilerinin yaptıkları ortaya çıkmasında diye mi ortaya atıyorlar acaba?
Yakut Kolyenin SırrıGülten Türkel · Myrina Yayınları · 202112 okunma
Müfid
9/10
·302 syf.··
Beğendi
·
2022 26. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 14 Nisan 2022 13:40
Kitabı bitirir bitirmez inceleme yazmak istedim çünkü bu heyecanla kitabın hakkını daha iyi verecebilecek bir inceleme yazabileceğime inanıyorum. Öncelikle kitap çok güzeldi ve özellikle sonu çok şaşırtıcıydı. Uzun bir süre bu kitabın etkisinde kalacağıma eminim. Peyami Safa, diğer eserlerinde de olduğu gibi ruh analizlerini çok başarılı yapmıştı. Okumanızı şiddetle tavsiye ederim. Spoiler İçerir Müfid hastalıklı, zayıf, yalnız kalmaktan hoşlanan, şüpheci, sakin bir adamdır. Dayısı Sacid, Müfid'in tam tersine hovarda, yılışık, umursamaz, keyfine düşkün, gamsız biridir. Diğer bir karakterimiz ve aynı zamanda Müfid'in karısı olan Pervin ise duygusal boşlukta denebilecek, geçmişi meçhul ve duygularıyla hareket eden, aslında kendinden bile bihaber denilebilecek bir kadındır. Kocası Müfid'i sevmektedir ama aynı evde kaldıkları Müfid'in dayısı Sacid'i de sevmektedir. Hatta kitapta bir yerde Pervin bize de sorar " İnsan iki kişiyi aynı anda sevebilir mi? " cevabı kişiden kişiye göre değişebilen bu sorunun cevabı Pervince ' evet' tir. Müfid 'in şüpheleri gün geçtikçe karısına karşı artmaktadır. Acaba onu aldatıyor mudur? Ondan bir şey mi saklıyordur? Günleri bunu düşünmekle geçer. Karısını çok sevdiği için başta ona bu tür yakıştırmalar yaptığı için kendinden bile utanır ama sonra kendine engel olamayıp daha yakından takip etmeye başlar Pervin'in hareketlerini. Başta çantasını, eşyalarını karıştırır. Kayda değer bir şey bulamaz. Ama şüphe öyle güçlü bir duygudur ki onu en ehemmiyetsiz şeylerden bir şey çıkarmaya kadar iter. Bir telefon numarası bulur onun çantasından ve bu numarayı arar. Telefonun sahibi Pervin'in ' Müfid'de göre pek de ahlaklı olmayan bir arkadaşının kocası Arif' e aittir. İlk darbeyi burada alır Müfid ama yine konduramaz Pervin'e. Yine sorgular onu Arif'
Edebiyat
ŞimşekPeyami Safa · Ötüken Yayınları · 20222,286 okunma