Medeni Kanunun 23. Maddesi, kişiyi kendinden korumayı hedefliyormuş. Yani tam böyle değildir tabi de böyleymiş gibi algılamaktan çok hoşlanıyorum. Sen yokken kendimi kendimden korumakta güçlük çekiyorum. Kanun namına dön Osman, ben barışmak istiyorum.
“İnsanın doğal hali terbiyesizliğidir. Bizi ayıplarlar, bize gülerler, bizi kanuna çarptırırlar vs… Bu tür korkularla terbiyeli görünürüz. Bu sosyal endişeleri kaldırın, hepimizin nasıl arsız, hayasız , hırsız ve vicdansız olduğumuz derhal meydana çıkar.”
Terbiye demek herhangi bir mahlukta yaradılıştan mevcut olmayan bir şeyi ona tehditle, dayakla, işkenceyle zorla aşılamaya uğraşmak demektir. Bunun için terbiye, medeniyet hilekarının yüzümüze sürmeye çabaladığı bir sahtekarlık yıldızıdır…
Siz, kendi memleketimizin güneşi altında yetişmiş his,adet,ahlak, gelenek çiçeklerimizden toplanmış esaslar üzerine, kendi milli temsil kabiliyetimize göre yazılmış yerli eserler oynamakla burada bir tiyatro eseri yaratabilirsiniz. Yoksa Frenk’in kendi için yazdığı bir oyunun kafasını yarıp gözünü çıkararak Türkçeye uydurmakla uğraşarak değil….
Franszı artistleri yüzlerini boyamakla sahnede ne kadar Arap olabiliyorlarsa siz de ruhları bize daima yabancı kalarak döndürülmüş piyeslerde işte o kadar başarılı olabilirsiniz.