Nehir Aslan

Nehir Aslan
@NehirAslan
28 okur puanı
Haziran 2020 tarihinde katıldı
Dik bir yamaçtan aşağıya kayan, tutunabileceği bir ot, bir çalı arayan ama eli boş kalan biri gibiydim. Oda sallanıyor, yalpalıyordu aşağı yukarı, sağa sola, "Hasan biliyor muydu?" dedim bin güçlükle; dudaklarım bana ait değildi sanki. Rahim Han gözlerini yumdu. Başını salladı.
Sayfa 227
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bir insani öldürdüğün zaman, bir yaşamı çalarsın. Karısını bir kocadan, çocuklarını bir babadan mahrum edersin. Yalan söylediğin zaman, bir insanın bir gerçeğe ulaşma hakkını çalmış olursun. Aldattiğin zaman, bir insanın doğruluk, adalet hakkını elinden alırsın. Çalmaktan daha büyük bir kötülük yoktur.
Bir karar vermek için son bir şansım daha vardı. Kim olacağima karar vermek için son bir firsatım. O çıkmaz sokağa girebilir, Hasan'ı kurtarmak için o oğlanlarin karşısına dikilir (tıpkı Hasan'in benim için defalarca yaptığı gibi) ve başıma geleceklere katlanırdım. Ya da kaçardım.. Sonunda, kaçtım. Kaçtım , çünkü korkağın tekiydim. Assef'ten, bana yapabileceklerinden korkuyordum. Canımın acımasından korkuyordum. Sırtımı o sokağa, Hasan'a dönerken, kendi kendime böyle söyledim. Buna kendimi inandırdım. Ödlekliğe canı gönülden sığınıyordum çünkü öteki seçeneği, kaçmamın gerçek nedenini itiraf etmem demek, Assef'e hak vermem demekti: Bu dünyada hiçbir șey bedava değildi. Belki de Hasan, Baba'yı kazanmak için ödemem gereken bedeldi; kurban etmem gereken koyun. Peki , hakça bir bedel miydi? Yanıt, onu susturmama kalmadan, zihnime süzülüverdi: Altı üstü bir Hazara'ydı, öyle değil mi?
Sayfa 80