Nehir

Nehir
@Nehir_11
"Alaca bir at koşar içimde. Zamansız, mekansız, nefese doğru.."
23 Ağustos
207 okur puanı
Kasım 2023 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
9/10
·298 syf.··
2026 11. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2026 01:36
İçimizdeki Şeytan, Türk edebiyatının ve Sabahattin Ali'nin kült eserlerinden bir tanesi. Bu kitabı ilk duyduğumda kitabın ismiyle ilgili yorumum farklı olmuştu, bir sosyal grup içerisindeki bir bireyin gruba ihanetleriyle ilgili olabileceğini düşündüm. Ekipteki 'hain, ikiyüzlü kişi' tarzında. Bunu bir arkadaşımla paylaştığımda, "Hayır, kitap gerçekten de içimizdeki şeytanla ilgili." diye bir karşılık almıştım ve o zaman daha çok çekmişti dikkatimi. Aklıma doğrudan Freud'un id, ego ve süperego kavramları gelmişti. Kitabı okudukça da güç kazanan bir düşünce oldu bu. Kitapta ağırlıklı olarak Ömer ve Macide'nin iç dünyalarını, ilişki dinamiklerini ve kişiliklerini hâkim bakış açısı ile inceliyoruz. Doğru/yanlış sınırı çizmeden, ahlak bekçiliği yapmadan, anlatıldığı gibi sakince anlamaya çalışıyoruz. Ömer karakterinin 'dürtüsel' biri olduğunu söylemek yanlış olmaz keza bu dürtüselliğin Macide'ye ve kendisine de zarar verdiğini kitabın sonunda yine Ömer'in ağzından duyuyoruz. Bu kavramlar ve psikoloji bilimindeki yerleri destan niteliğinde uzun ve önemli kavramlar. Her insan dürtüsellik taşır ve değeri/iyilik-kötülük cetveli bunu ne kadar yönetebildiğiyle görülür bir nebze. Yani işin dürüstçesi, dürtüleri düşünüldüğünde vahşi doğadaki hayvanlardan pek de fark barındırmayan insanoğlu bu dürtüleri yerinde ve dozunda kullanabilmesiyle ayrışıyor diğer türlerden. Bana kalırsa kitap bir çırpıda okunup bitirilecek, olayların merkez olduğu bir romandan ibaret değil. Aksine anlayarak, durarak, sindirerek, sabırla okunduğu takdirde değer kazanan bir kitap. Olaylar fikirlerden daha geri planda kalmış bile diyebilirim kendimce. Çok vurucu, çarpıcı bir olay silsilesi bulunmamakla beraber kişinin felsefi dünyasına zenginlik katacak kadar yoğun tartışmalar barındırıyor bünyesinde. Yaptığı
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Karbon Kitaplar · 2019208,7bin okunma
Reklam
8/10
·172 syf.··
2026 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Ocak 2026 23:09
Otomatik Portakal, irade özgürlüğü üzerine okuduğum en sarsıcı kitaplardan biriydi. "İyi ya da kötü nedir?", "Kişinin iradesinin sınırları nelerdir?", "insan özgür iradesiyle kaderini seçebilir mi?" sorularına cevap aranıyor kitap boyunca. 'Kötülük yapma hakkı elinden alınmış birey iyi davranışlar sergileyince iyi bir birey olmuş olur mu?' sorusu bence kitabın kritik sorularındandı. Bunların dışında sistemin insan gibi karışık bir varlığı Makineleştirmesi, tektipleştirmesi, iradesini baskı altına alması ve bunu paternalist bir zeminle açıklaması üzerine yazılmış en iyi kitaplardan. Devletin, meşru şiddet tekelini elinde bulundurduğunu ve gücünü nasıl acımasızca kullandığını; güç-adalet dengesi gibi sorunları da güçlü bir şekilde ele almıştı. Bazı rahatsız edici, şiddet dolu sahneleri vardı fakat kitabın vermek istediği mesaj, uyandırmak istediği toplum bilinci bunların çok önünde durmayı başarıyor. Okumak isteyen herkese gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim. Keyifli okumalar dilerim.
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009112,9bin okunma
La Fontaine, Ağustos Böceğine haksızlık etmiş olabilir mi?
Puan vermedi
Hikayede eksik olan bir şeyler var! Hepimiz dinledik Ağustos Böceğinin hikayesini. Anlattılar anlattılar, özellikle gerçek sanat aşkı olanlara anlattılar. Işıkları sönsün diye... Fakat birileri uzun bir üzüntüden sonra Ağustos(cırcır böceğinin) gerçek hikayesini Bilimsel olarak sorguladı, gerçek ortadaydı.. Dünya yalanlarla dönüyor diyenler sanırım haklılar. Karınca ve Ağustos Böceği, La Fontaine’den çocuklarımıza ibret misali olarak kurgulanmış bir masaldır ve bu masalı bilmeyen doğrusu pek azdır. Karınca yaz boyu kan ter içinde çalışırken, Ağustos Böceği bir dalın üzerinde yatarak yaz boyunca saz çalıp şarkı söyler ve bu yetmiyormuş gibi karıncayla alay eder ama yaz bitip kış gelince, karınca çalışmasının karşılığı olarak kışı rahat içerisinde geçirirken, Ağustos Böceği karıncanın kapısını çalıp yardım dilenmek zorunda kalır. Doğrusu hakikat hiç de anlatıldığı gibi değildir. Ağustos Böceğinin yaşamı, yıllarca bu masal üzerinden zihnimize kasıtlı olarak yanlış bir şekilde kazınmıştır. Bakın hakikat nasıldır… Anne Ağustos Böceği yumurtasını ağaçların taze dalı içine bırakır. Ağaç dalı içinde bir kurtçuk olarak dünyaya gelen Ağustos Böceği dört hafta boyunca ağaç dalının özsularını içerek beslenir. Çok kuvvetli bir çift ön ayağa sahip olan ve gagaya benzer güçlü ağzını kullanan Ağustos Böceği dalda bir yarık açarak ağaçtan çıkar ve toprağa düşer. Bu başladığı bu zorlu hayat sürecinin daha başıdır. Sonrasında toprağı kazan Ağustos Böceği dibine düştüğü ağacın köklerine ulaşır ve köklerin öz suyunu içerek beslenir. Sonrasında durmadan, bıkmadan ve yorulmadan açtığı tünellerle diğer köklere ulaşır ve böylece tam 17 yıl geçer. Karanlıkta geçen tam 17 yıl ve büyük bir azim, sabır örneği bir yaşam… Olgunlaşıp büyüyen Ağustos Böceği artık yeryüzüne çıkacaktır. Güneşe
La Fontaine'den MasallarJean de La Fontaine · Desen Yayınları · 20101,339 okunma
Puan vermedi·83 syf.··
2023 23. kitabı
Satranç; bir adamın hiçlik ile başbaşa kaldığı zaman neler yapabildiğini, neler hissettiğini, bir anda kendini ortasında bulduğu anlam arayışını anlatıyor. Bir insanın en kötü cezalandırılma şeklinin, onu hiçbir şeyin olmadığı bir odaya hapsedip yıllarca bekletmek olduğunu çok çarpıcı bir şekilde ele alan bir kitap olmuş. Unutulmaya yüz tutmuş Travmaların, gizemin, satranç büyüsünün insanı etkisi altına aldığı bir şaheser.. Mutlaka tavsiye ederim, keyifli okumalar dilerim..
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,1bin okunma
Puan vermedi·55 syf.··
2023 5. kitabı
Ermiş, Montaigne'nin Denemeler'ine benziyor. Fakat daha içten, daha bizden ve herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği türden. Kitap konu konu öğütlerden oluşuyor ve insan hayatının neredeyse her dönemine dokunuyor. Tam anlamıyla bir başucu kitabıdır. Defalarca dönüp dönüp okumak istediğim nadir kitaplardandır, ince olmasına rağmen sağlam bir yorumlama gücü istiyor çünkü çok derin anlamlar barındırıyor bir çok bölüm. Hiç tereddüt etmeden *herkes okumalı* diyebileceğim bir şaheser. Keyifli okumalar:))
ErmişHalil Cibran · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202385,2bin okunma
Reklam