Elif

Elif
herkes bir şeye karşı küçük hanım, yatağında, uykuda rüyalarına karşı
Elimden alınmadan önce sahip olduğum şeyleri takdir etmememden nefret ediyorum. Annemle oturup seksle ilgili fısıldaşmadan ya da arkadaşlarımla aptal erkek arkadaşlarla ilgili kıkırdamadan, o bekâretimi aldı. Annemin o türden şeylere izin vereceğinden değildi. Fakat şimdi, bir daha asla konuşmayacağız. Artık beni tanımıyor. Neler yaşadığım hakkında hiçbir fikri yok. Yanımda olmamasından nefret ediyorum. Beni arayıp bulmamasından nefret ediyorum. Artık onun kızı olmamaktan nefret ediyorum. Ben o adama aitim. Annemin hayatından çıkmış olmaktan nefret ediyorum ama bir yere gitmedim, hâlâ buradayım. Ben hâlâ buradayım, Hiç Kimse. Solup gidiyorum, parçalanıyorum, çürüyorum. Ama yine de buradayım.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.

Elif

, bir kitap okudu
9/10
·344 syf.·
2026 40. kitabı
Pepper Winters
6.7/10 · 617 okunma
“Şuna baştan başlayalım. Siktiğimin gerçeğiyle.” Beni arkasından çıkarıp yanına çekti. “O bir fahişe.” Kelimeyle birlikte sarsıldım. O kelimeden nefret ettim. O kelime üzücü ve kırık dökük şeyleri çağrıştırıyordu. Oysa ben öyle değildim. Ben bir evlat, bir öğrenci, bir dosttum. Akıllıydım. Bir zamanlar güzeldim. Bir değerim vardı.
“Ben bunun için dünyaya gelmedim, diye düşündü kabil. Öz kardeşini öldürmek için de gelmemişti dünyaya ama yine de onu gözleri ve ağzı sineklerle kaplı, tarlanın ortasında, kadavraya dönüşürken bırakmıştı, onu, habil'i; habil de bunun için dünyaya gelmemişti. Kabil kafasının içinde yaşamını evirip çevirdi ve bu yaşama hiçbir açıklama bulamadı; şu kadına iyi bakın, arzu hastası olsa da -ki bunu anlamak zor değildir- teslim olma anını geciktirmekten zevk alıyor; teslim olma kelimesi aslında ona hiç uygun değil, çünkü lilith, nihayet içine almak için bacaklarını ayırdığında bile teslim olmayacaktı, o, daha ziyade, Gir diyeceği adamı yiyip yutmaya çalışacaktı.”
Kadınları tanımadığın anlaşılıyor, her şeyi yapabilir onlar, iyiyi de kötüyü de, canları isterse taca tahta tenezzül etmeyip aşıklarının giysisini nehirde yıkamaya da giderler, herkesi ve her şeyi ittirip tahta oturmaya da, ellerinden her şey gelir,