...
Evren, onu şimdiye kadar düşlemiş olduğumuzdan nasıl daha büyükse, bizler iç gözlem yoluyla hissettiğimizden daha büyük birer varlığız. Şu sıralarda iç uzayın enginliğine ilk bakışlarımızı atmaktayız. Bu içsel, gizli ve yakın evrenin kendi hedeflerini, kendi gerekliliklerini ve kendi mantığını dayattığını görüyoruz. Beyin, kendimize yabancı hissetiğimiz, tuhaf organ olsa da, ayrıntılı devre örgütleri içsel yaşantımızın manzarasına biçim verebiliyor. Ne inanılmaz, ne şaşırtıcı bir şaheserdir beyin...
David Eagleman, bence oldukça anlaşılır bir dille yazdığını düşündüğüm kitabında, sizi öğrendiğiniz her şeyi sorgulamaya sevk ediyor. Beyninizle ilgili öğrendiğiniz gerçeklerin ışığında çevrenizdeki her şeye bakışınız değişecek. Yazarın diğer kitabını da (Beyin) okumaya başladım.
"...Ortası yoktur. Ya safi aşk, ya som nefretle karşılaşacaksın. bunu bir düşün istersen."
"Hal böyleyse dert edecek bir şey yok" dedim. "Mademki safi aşk var, kafidir."
...
Görme öylesine zahmetsiz bir iş gibidir ki, suyu anlamaya zorlanan balıklardan farkımız yoktur bizim de: Balıklar başka hiçbir şey deneyimlemedikleri için suyu görüp kavramaları neredeyse olanaksızdır. Ama sorgulayıcı bir balığın önünde yükselmekte olan bir kabarcık önemli bir ipucu sunabilir ona.