“Mr.Lorry, Miss Pross’un ne kadar kıskanç olduğunu biliyordu; onun hakkında şu zamana kadar öğrendiği bir diğer şeyse, tüm o eksantrikliğinin altında son derece diğerkâm bir insan oluşuydu ki, bu yalnızca kadınlara has bir özellikti; bu tip kadınlar, yitip giden gençliğin, hiç sahip olamadıkları güzelliğin, yakalama şansı elde edemedikleri başarıların, kasvetli yaşamlarında barınma imkânı bulamayan parlak umutların yerine saf bir sevgi ve adanmışlığı koyar, kendilerini sevdiklerine kul köle ederlerdi. Mr.Lorry, vefayla, içten gelerek yapılan bir hizmetten daha yüce bir şey olmayacağını bilecek kadar iyi tanıyordu hayatı; her türlü maddi çıkardan azade olan bu hizmet türüne öyle büyük saygı duyuyordu ki, kafasında öteki dünyadaki konumuna dair bir takım öngörülerde bulunduğunda -ki hepimiz bu tür şeyleri az ya da çok yaparız- Miss Pross’u, Tellson Bankası’nda mevduatları bulunan, hem Doğa’dan hem de Sanat’tan nasibini fazlasıyla almış hanımlarla kıyaslayınca, meleklerin alt mertebesine daha yakın bir yere konumlandırıyordu.”