Hıııhıımmm şöyle söyleyeyim kitabın içeriği hakkında konuşacağım için alayı SPOİLER olacak. Okumadan önce bu uyarıyı dikkate almanızı dilerim.
Şimdi bu kitapta eeenn sinir olduğum şey Simon. Ciddiyim saç baş yoldurtur insana o derece. Alakalı alakasız her diyaloğun içinde mutlaka saçma Amerikan ergen cümleleri mevcut. Bu da insanı baya bir irrite eden bir durum. İlk başlarda o kadar çok cümleye damladı ki fenalık geçirdim. Allahtan ilerleyen sayfalar da varlığı biraz daha silikleşti de dayanabildim. Tüm kitap aynı şekilde devam etseydi seriye elveda diyebilirdim sanırım. Ki kestiğim yıldızların en büyük sebebi budur. Simonun gereksiz ilahlaştırılması. Yazar sanırım komedi açığını bu karakterle kapatmaya çalışmış ama boşuna uğraşmış çünkü elinde bunun için biçilmiş kaftan olan bir karakter var: Magnus Bane
En sevdiğim karakterlerden birisi oldu bu iblis efendisi. Adam becerikli mi becerikli, komik mi komik daha ne olsun.
Hayır bir de simon’a vampir misyonu yüklendi ya yanarım yanarım ona yanarım :(
Baş karakterimize de (clary) hafiften gıcık olmuyo değilim hani ama kendisine şans vereceğim çünkü seri uzun. Elbet toparlar. (Hala kardeş olmadıkları yönde ki umudumu koruyorum. Ensest bir ilişki hiç de çekilir değil çünkü)
Jace. Dostum iyisin hoşsun da biraz daha kendine güvenmen gerektiğini düşünüyorum. Aradığın kudret damarlarında ki kanda saklı.
Luke. En sevdiğim karakterlerden bir tanesi de bu eleman. Umarım heba olup gitmez.
Karakter analizlerimiz bittiyse genel kurguya değineyim. Yazarın yarattığı evren aslında çok güzel. Bu kadar efsanevi olayı bir kurguya entegre etmek oldukça zor bir iş nihayetinde.
Ama hala kimin konuştuğunu bildiğimiz halde her cümleye Jace, Clary vs yazarsa fenalık geçiricem yıldım.
Bir konu da kitabı çok iyi buldum aksiyon olayı. Çok iyiydi
Hımm aslında fantastik severlerin çok seveceği bir kitap. İçerisinde binbir türlü fantastik öğe var. Kurt adamlardan tutun da vampirlere, iblislerden tutun da cadılara. Yok yok.
İtiraf etmeliyim kitap ilk sayfalarında beni pek sarmadı. Kadın karaktere pek ısınamadım sanırım. Ama ilerledikçe ve konular belli oldukça daha bir heyecanla okudum. Çok fazla öğe olduğu için de fazla hızlı ilerledi. Aksiyonu da bu bağlamda güzeldi. O yüzden ilk başlarda ki ısınamama durumum ilerleyen sayfalar da yok oldu diyebiliriz. Dil olarak sevmediğim tek şey de her cümlenin ama istisnasız her cümlenin sonunda karakterin adını okumak. Zaten iki konuşuyor değil mi? Her cümleye konuşan karakterin ismini yazmaya, beni de germeye gerek yok değil mi? Salak değiliz anlıyoruz kimin konuştuğunu
Spoiler:
Bu ikisi baş karakter değil miydi ya? Ne demek kardeşler. Umarım uydurmadır, yalan çıkar yoksa cıks mimkin değil okuyamam.