livaneli'nin engereğin gözü romanı, kul-efendi ilişkisini anlatıyor. arka plan olarak osmanlı sarayı kullanılsa da tarihi değil psikolojik bir roman okuyoruz.
harem ağasının gözünden anlatılan hikaye, kulunun gözünde, nesnel şartlara göre, sürekli değişen bir efendiyi anlatıyor. efendi yani padişah, ilk olarak doğaüstü bir varlık olarak görülüp tasvir edilirken, iktidarını kaybetmesiyle birlikte aşağılık bir varlık haline dönüşüyor. kul yani haremağası, iktidarını kaybeden efendisiyle konuştukça bu kez onun insan tarafını da görüyor ve tüm sıradan insanlar gibi efendisinde var olan hataları, eksiklikleri ve erdemleri fark ediyor. bu kez de efendisinin bu özelliklerinden etkileniyor.
değişen şartların insan psikolojisi üzerindeki muazzam etkisini işleyen eser, iktidar hırsının kişi benliği üzerindeki yakıcılığını da sayfalarından okura ulaştırıyor. yalnızca efendilerin değil, bir kul olan haremağasının da birden bire iktidarı umut etmesiyle girdiği yeni psikolojik hali, kendini bir böcek görürken birden bire insanları kaderlerine hükmetmenin şehvetine kapılmasını okuyoruz.
roman, zaman ve kişi ismi vermezken hikayenin büyüsüyle okuru 17. yüzyıl osmanlı tarihine ilgi duymaya da itiyor. anlatı içinde serpiştirilen tarihi detaylar, dönem tarihine olan merakı kamçılamayı başarıyor.