Nefise

Nefise
@Nephise
Düşünceyi Değiştirince Gökten Dolar Yağar mı?
4/10
·288 syf.··
2026 14. kitabı
Spoiler içerir! Joseph Murphy’nin bu kült kitabını bitirdiğimde hissettiğim ilk şey şu oldu: İçeride aslında çok sağlam bir fikir var ama üzerine dökülen sos biraz fazla "Amerikan dublajı" kokuyor. Kitabın hakkını teslim edeyim, temel mantığı aslında (BDT) ile çok güzel paslaşıyor. Hani önce düşünceyi fark et ve değiştir ki duygunla davranışın da peşinden gelsin deriz ya kitap bunu bilinçaltı üzerinden yakalamış. Zihni bir bahçe gibi görüp orayı telkinlerle çapalamak ve olumlamaların yarattığı o pozitif enerji gerçekten insanı motive ediyor.Kitabın enerjisi yüksek, okurken insana bir "hadi yapabilirsin" hissi veriyor, orası kesin. Ama gel gelelim o meşhur kişisel gelişim klişelerine... Sayfaları çevirirken her an karşıma "Hey dostum, o lanet olası kıçını kaldır ve aynaya milyoner olduğunu söyle!" diye bağıracak bir Hollywood karakteri çıkacak sandım. "Hemen paraların için kasa bakmaya başla" tadındaki o aşırı zenginlik vaatleri ve gerçeklikten kopuk başarı gazlamaları bizim topraklarda biraz eğreti duruyor. Hani çok sevdiğin bir filmi Türkçe dublajlı izlersin de o "Dostum senin sorunun ne?" cümlesi bütün havayı bozar ya, tam öyle bir his. Sonuç olarak bilinçaltının çalışma prensiplerini anlamak ve iç konuşmalarını düzeltmek isteyenler için satır aralarında çok güzel dersler var. Ama o "evrene mesaj gönder, dolarlar yağsın" mantığındaki uçuk kaçık kısımları biraz filtreleyerek okumak lazım. Kendi iç sesimi düzenlemek adına aldığım notlar cebimde kalsın ama her sabah "Ben bir mıknatısım, para bana akıyor" diyerek de kendimi kandıramayacağım. Ortasını bulup yola devam edenlere selam olsun.
1000Kitap
Bilinçaltının GücüJoseph Murphy · Koridor Yayıncılık · 200918,5bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Spoiler! Kırmızı Saçlı Kadın – Akıyor Ama İz Bırakmıyor
5/10
·211 syf.··
2026 5. kitabı
Bu romanı okurken sıkılmadım. Aksine hızla aktı. Ama bitirdiğimde içimde bir şeyin eksik kaldığını hissettim. Sanki anlatılanlarla benim aramda duygusal bir mesafe vardı. Cem düşünen bir karakter ama hisseden biri değil.Baba figürünün yokluğu Cem’in hayatındaki ana boşluk. Ama Cem bu boşluğu doldurmaya çalışmıyor, onun etrafında dolaşıyor. Ustası bu yüzden önemli bir figür. Ustasıyla ilişkisi sevgiyle hesaplaşma arasında kaçışla küçümseme arasında gidip geliyor. Bir baba figürüyle yüzleşmek yerine, onu zihninde küçülterek etkisizleştiriyor.Çünkü bir baba figürüyle eşit bir ilişki, gerçek bir hesaplaşma gerektirir. Kırmızı saçlı kadın yani Gülcihan ise romanda büyük bir kırılma noktası olarak sunuluyor. Ama Cem’in ona duyduğu şey bende derin bir aşk hissi uyandırmadı.. Daha çok duygusal derinliği olmayan,bastırılmış bir ergen fantezisinin yıllarca cilalanıp “kader” diye sunulması gibi geldi.Gülcihan bir insan olmaktan çok, Cem’in hayatında eksik kalan duyguların sembolü gibi. Onunla gerçekten bir ilişki kurmuyor. Onu zihninde canlı tutuyor. Bu yüzden yıllar geçse de duygu değişmiyor, derinleşmiyor, dönüşmüyor. Ayşe ile kurduğu evlilik pek çok açıdan anlamlı. Ayşe güvenli, düzenli, sakin. Cem’in orada kalabilmesi, aslında ne kadar değişmek istemediğini de gösteriyor. Ayşe bir seçim, Gülcihan ise bir kaçış. Cem seçimlerinin arkasında durmak yerine, kaçışını romantikleştiriyor. Cem’in hâlâ Kırmızı Saçlı Kadın’a dönüp bakması aşk değil; tamamlanmamış olanın zihinde büyümesi, yani psikolojideki Zeigarnik effectin ta kendisiydi.Okuduğumuz şey kapanmamış bir ergenlik imgesinin yetişkin hayatına sızmasından ibaretti. Roman boyunca mitler güçlü bir arka plan sunuyor. Ancak bu mitlerin, hikâyeyi derinleştirmekten çok Cem’in kararsızlığını ve kaçışını estetik bir dille örtme
Kırmızı Saçlı KadınOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202462,1bin okunma
Yaşamak
10/10
·210 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
Yu Hua’nın Yaşamak romanını okurken bir hikâye değil, bir ömür taşıdım içimde. Fugui’nin savrulan gençliğinden başlayıp elinde kalan son nefesine kadar uzanan o yol, bana hayatın ne kadar acımasız ama aynı zamanda ne kadar sıradan olduğunu hissettirdi. En çok da bu vurdu: Her şey olağanmış gibi oluyor. Felaketler bağırarak gelmiyor, usulca yerleşiyor. Pirinç tarlalarının çamurunu, öküzle kurulan o tuhaf ama derin dostluğu, yoksulluğun içindeki sessiz onuru neredeyse koklayarak okudum. Fugui’nin başına gelen her kayıp bir öncekinden daha ağırdı ama o hiçbir zaman “isyan eden” bir kahraman olmadı. Sadece yaşamaya devam etti. Belki de romanın asıl gücü burada: Hayatın dramatik değil, inatçı oluşunda. Beni en çok sarsan şeylerden biri, Fugui’nin çocuklarına olan sevgisini ifade edemeyişiydi. Özellikle oğluyla kuramadığı o sıcak bağ… Kız çocuğu olmanın zorluğunu çok konuşuruz ama bu kitap bana erkek çocuğu olmanın da nasıl sessiz bir yalnızlık taşıdığını gösterdi. Sevilip sevildiğini tam hissedememek… Sevginin var olup dile gelmemesi. Her ölüm farklı bir yerden canımı yaktı. Ama yazar bunu gözyaşı sömürüsüyle yapmıyor. “Bak acı” demiyor, sadece gösteriyor. Ve sen okurken fark ediyorsun ki bu acılar hayattan kopuk değil,tam aksine hayatın kendisi. Kitabı bitirdiğimde içimde bir gedik açıldı. Bu gedik çaresizlikten çok kabullenişti. Yaşamak bana şunu öğretti: İnsan bazen mutlu olmak için değil, sadece hayatta kalmak için yaşar. Ama bu, yaşamayı daha değersiz yapmaz. Bu roman bana büyük cümleler kurdurmadı. Sadece susturdu. Ve uzun süre içimde kaldı.
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,3bin okunma