Uzaklarda, Hernan Diaz'ın sade ama derinlikli anlatımıyla öne çıkan, klasik “Vahşi Batı” hikâyelerini ters yüz eden bir roman.
Romanın merkezinde yer alan Håkan Söderström, İsveç’ten kardeşiyle birlikte Amerika’ya göç etmek üzere yola çıkar. Ancak daha yolculuğun başında ayrı düşen kardeşlerden Håkan, kendini hiç bilmediği bir coğrafyada, tek başına bulur. Dilini bilmediği, kurallarını anlamadığı bu yeni dünyada hayatta kalmaya çalışırken, sürekli doğuya—kardeşine ulaşmaya—gitmek ister. Ancak yanlış yönlere savrulur, çölde, dağlarda, ormanlarda sürüklenir. Bu yolculuk boyunca açlık, yalnızlık, şiddet ve yabancılık duygusuyla mücadele eder. Zamanla hakkında efsaneler uydurulan, “dev adam” gibi görülen bir figüre dönüşür; fakat iç dünyasında hâlâ kaybolmuş bir kardeş ve ait olamama hissi vardır.
“Uzaklarda”, aslında bir macera romanı gibi başlasa da çok daha derin bir yalnızlık ve yabancılık hikâyesine dönüştü. Diaz’ın dili son derece sade, duru ve şiirsel. Betimlemeler abartıya kaçmadan güçlü bir atmosfer ile bize aktarılıyor. Özellikle doğa tasvirleri, karakterin içsel yalnızlığıyla paralel ilerliyor. Diyalogların azlığı, metnin sessizliğini ve Håkan’ın içe kapanıklığını daha da belirgin kılıyor.
Romanın en çarpıcı yönlerinden biri, “Amerikan Rüyası” anlatısını tersine çevirmesidir. Håkan için Amerika bir fırsatlar ülkesi değil; anlaşılmaz, acımasız ve yönsüz bir yerdir. Bu da okuyucuya, göç, aidiyet ve kimlik üzerine güçlü bir sorgulama sunar. Aynı zamanda insanın anlam arayışı, yönünü kaybetmesi ve dünyada bir yer bulamaması gibi evrensel temaları da işler.
Kısacası “Uzaklarda”, büyük olaylardan çok derin duyguların romanı oldu benim için. Gürültüsüz ama etkileyici, sade ama sarsıcı bir hikâye. Okuyana, bir insanın dünyada gerçekten “yerini bulmasının” ne kadar zor
Yabanda ayrı düşülen hiçbir şeyin telafisi yoktu. Her karşılaşma nihaiydi. Ufukta gözden yiten biri geri gelmiyordu. Geride bırakılan bir nesneye de kimseye de tekrar kavuşmak imkânsızdı. Gözden ırak kalan ilelebet mazi oluyordu.
Bıkmıştı sorulardan, ithamlardan, tehditlerden, yargılardan. Dedikodudan. Kimseyle konuşmak istemiyordu. Gidecek yeri ve yalnız kalmaktan başka bir amacı olmadığından dolayı kolaydı insanlardan kaçınmak.