Bıkmıştı sorulardan, ithamlardan, tehditlerden, yargılardan. Dedikodudan. Kimseyle konuşmak istemiyordu. Gidecek yeri ve yalnız kalmaktan başka bir amacı olmadığından dolayı kolaydı insanlardan kaçınmak.
Acımanın doyumsuz olduğunu öğrenmişti zaten; ıstırabın ne denli sınırsız ve muhteşem olabileceğini ispatlamaya sürekli can atan sahte bir meziyetti acıma.
Jules Verne'in Doktor Ox'un Deneyi kısa ama çarpıcı bir hikâyeye sahip. Sakinliğiyle ün salmış Quiquendone kasabasında yaşayan insanlar ağırkanlı, tartışmadan uzak ve duygularını bastırmış bir hayat sürer. Ta ki kasabaya gelen Doktor Ox’un gizli deneyine kadar… Şehrin gaz sistemine oksijen ekleyen Doktor Ox, insanların fark edilmeden nasıl değiştiğini gözlemler. Oksijen arttıkça kasaba halkı daha enerjik, daha hırslı, daha öfkeli ve hatta saldırgan hale gelir. En sıradan insanlar bile tartışmaya, rekabete ve aşırı tepkilere sürüklenir. Kontrolden çıkan bu deney ise hem komik hem de düşündürücü sonuçlar doğurur.
Yaza, bu eserinde klasik macera anlatısından uzaklaşıp bilim kurgu ile hicvi ustaca harmanlamış. Anlatım dili akıcı, sade ama güçlü bir ironi barındırıyor. Olaylar hızlı ilerlerken metin yorucu değil; aksine ince mizahıyla içine çekiyor. Kasaba halkındaki değişim abartılı gibi görünse de aslında insan doğasına dair oldukça tanıdık bir tablo sunuyor.
Kitabın en dikkat çekici yanı, bilimsel ilerlemeye duyulan kör güveni sorgulaması. Doktor Ox karakteri üzerinden, bilimin etik sınırlar olmadan kullanıldığında nasıl tehlikeli sonuçlar doğurabileceği gösteriliyor. Bu yönüyle eser, yazıldığı dönemden çok daha öteye uzanan bir eleştiri taşıyor. Kısacası “Doktor Ox’un Deneyi”, kısa sürede okunabilecek ama etkisi uzun süren bir hikâye. Eğlenceli, düşündürücü ve insan doğasına dair keskin bir gözlem sunmakta.