Bugünkü katliam Avrupanın kapitalist doyum noktasına eriştiğini, özel mülkiyete dayalı üretim tarzı temeli üstünde, daha fazla yaşamını ve gelişmesini sürdüremeyeceğini gösteriyor. Bu kan ve yıkım kaosu üretimin karanlık yüzlü ve sessiz güçlerinin öfkeli başkaldırışıdır, bu, çıkar egemenliğine karşı, ücretli köleliğe karşı, insani ilişkilerimizin rezil çıkmazına karşı demir ve çeliğin isyanıdır. Kendi başlattığı bir savaşın yolaçtığı yangının tehdidi altında insanlığa toplarının ağzından bağırıyor: "Galip gel, yoksa düştüğüm zaman seni yıkıntılarım altında bırakırım."
Liberallerin "kendi" devrimlerinin ardındaki sınıf çıkarlarını açığa vurmakta hiçbir kazançları yok. Küçük burjuva "sosyalistlerine" gelince, onlar genellikle politik eylemlerinde teorik analizi kullanmıyorlar, "sens commun"e (ortak duygu) başvurmayı tercih ediyorlar; diğer bir deyişle kafa yetersizliği ve prensip yoksunluğu, Rus devriminin burjuva karakteri üzerine ilhamını Plehanov'dan alan Milyukov-Dan düşüncesi bir ons dahi teori ihtiva etmiyor.
Biz kitlelere şöyle sesleneceğiz: Onlar bütün suçu Bolşeviklerin üstüne atıyorlar, fakat niçin Bolşevikleri yenilgiye uğratmakta başarısız kaldılar? Yanlarında yalnız sovyetlerin büyük bir çoğunluğu değil, hükümetin tüm otoritesi de vardı ve yine de çok küçük bir Bolşevik çetesi olarak adlandırdıkları kişilerin "komplosu" karşısında yenilgiye uğrama imkanını kendilerine sağladılar.