Zaten, Mayıs ortasında Petrograd sovyetinin bir toplantısında Kerenski "Rus Bonapartizminin matematik noktası" olarak nitelendirilmişti. Bu nitelendirme, Kerenski'nin değil, fakat tarihi işlevinin önemli oldugunu hemen göstermiştir. Kerenski'nin birinci Bonaparte'la aynı kumaştan olduğunu söylemek belki biraz yüzeysel gibi gözükebilir; en azından, söylenebilecek olan şey bunun ispat edilmemiş olmasıdır. Bununla beraber, popülerliği basit bir tesadüfe benzemiyor. Kerenski, Tüm-Rusya darkafalılarının düşüncelerine daha yakın gözüküyor. Siyasi mahkumların savunucusu, Trudovik'lerin başındaki "sosyal-devrimci", herhangi bir sosyalist ekolle alakası bulunmayan bir radikal olan Kerenski devrimin birinci evresini, onun "Milli" belirsizliğini, ümitlerinin, bekleyişlerinin çekici idealizmini tamamiyle yansıtmaktaydı. Topraktan ve özgürlükten, düzenden, ulusların barışmasından, yurt savunmasından, Liebknecht'in kahramanlığından bahsediyordu ve diyordu ki, Rus devrimi tüm dünyayı ruhunun büyüklüğüyle hayretler içinde bırakacaktır ipekten kırmızı bir mendil sallayarak. Yarı uyanık darkafalılar bu nutuklar karşısında vecde geliyorlardı. Bizzat kendisinin kürsüde olduğunu sanıyordu. Ordu Kerenski'yi kendisini Guçkov'dan kurtaran kişi olarak selamlıyordu. Köylüler kendisinin bir Trudovik, mujiklerin bir delegesi olduğunu söylüyorlardı. İfadelerinin bulanık radikalizmi altında görüşlerinin aşırı ılımlılığı liberalleri kandırmağa yetiyordu. Yalnız en bilinçli işçiler mesafelerini muhafaza ediyorlardı. Fakat onların sovyetleri de bir "devrimci demokrasi" lehine çözülüyordu.
Burjuvazinin iktidarını veya daha doğrusu koalisyon yoluyla iktidarın tarafsızlaştırılmasını temsil eden SR ve Menşevik demokrasisi devrimi budamıştır. Diğer bir yandan, küçük burjuva demokrasisinin sovyetleri kendi organları olarak koruması, hükümetin taşrada herhangi bir yönetici aygıt kurmasını önlemiştir. Hükümet yanlız iyi şeyler yapamayacak kadar kabiliyetsiz olmasının yanında aynı zamanda kötü şeyler yapamayacak kadar da güçsüzdü. Sovyetler özentili planları aşarak hiçbirini gerçekleştiremediler. Tepeden gelen kapitalist cumhuriyet ile tabandan gelen işçi demokrasisi karşılıklı olarak felçleşmişlerdir.