Bu kitabı okumamın üzerinden 5 yıl geçti. Dolayısıyla çok detaylı hatırlamıyorum ama aklımda kalan birkaç noktadan bahsetmek istiyorum. Kitabın ortalama puanı beklemediğim bir şekilde yüksek. Hedef kitleden kaynaklandığını düşünüyorum. Gözlemlerime göre bu tür kitapları, düzenli olarak kitap okumayan ya da okumaya yeni başlayanlar tercih ediyor. Daha önce çok kitap okumadıkları için de daha kolay beğeniyorlar.
Kitaba gelirsek ilk bakışta sıradan bir kişisel gelişim kitabı gibi duruyor. Etkisi en fazla birkaç gün süren türden motivasyon verecekmiş gibi yani. Yanlış da sayılmaz, ziyadesiyle yapılmış bu zaten.
Bana bu kitabın gelmiş geçmiş en kötü kişisel gelişim kitabı olduğunu düşündüren nokta insanlara sağlıksız davranışları öğütlemesi. Örneğin bir yerde "İnanmadığını alkışlamayacaksın, inandığını da avuçların patlayıncaya kadar alkışlayacaksın." diyordu. İnsanları fanatizmin iyi bir şey olduğuna ikna etmeye çalışmasını aymazca buldum.
Bir bölümde de felsefe profesörü kesilip "İnsan düşünen hayvandır." sözünü eleştirip "Biraz düşünen herkes bu cümlenin ne kadar saçma olduğunu anlar, insan insandır, hayvan da hayvan." diyordu. Aslında birkaç saniyelik bir google aramasıyla, hayvanın tanımının duyumsayan ve devinimi olan canlı olduğu bilgisine ulaşabiliriz ama yazarımız bunu tercih etmemiş nedense.
Bir başka bölümde yetenek diye bir şeyin olmadığını iddia ediyordu. Genetik ve çevresel faktörlerin bazı insanları bazı şeylere daha yatkın yaptığı bilimsel olarak kabul görürken böyle bir iddiada bulunması da oldukça saçmaydı. Zaten kendini kişisel gelişimci olarak tanımlayanlarda genel bir kibir ve her şeyden anladığını zannetme durumu var ama konumuz bu değil.
Bölümlerden birinde de kusurlarımızı kafaya takmak yerine onlara sahip olmayanlar anormalmiş gibi davranmamızı