Terslale

o gece
Bir kitap alıp eline bana gelmişsin. Kaldığım evin sokağında kaldırıma bağdaş kurmuşsun. Getirdiğin kitabın adı benim adım. Yoksa benim adım kitabın adı mı? Bilmiyorum. “Görünce aklıma sen geldin” diyorsun. Sanki öncesinde beni hiç düşünmemişsin. Beni biraz daha düşünmek için bir neden aramamışsın gibi. Bir sonbahar akşamı mı? Yoksa bir ilkbahar akşamı mı? Hatırlamıyorum. Tişörtünün üstüne gömlek giymişsin. Herkesle her zaman gittiğimiz kafede değiliz. Çay söylemek istiyorsun nedense huysuzluğum üstümde “ben kahve alayım”diyorum. Çayın bitmeden derdini anlatmak istiyorsun. Derdine çare bulmak mı istiyorsun yoksa? Bilmiyorum. Köpeklerin gezindiği o ıssız parkın yolunda yanımda yürüyorsun. Derdimi anlatamadım çaresizliği var yüzünde. Derdimi anlattım da anlamak istemedi mi acaba şüphesi içinde. Buluştuğumuz kaldırımda ayrılıyoruz yine, dostluğunun her şeyden ağır bastığı halde kaybedildiği o gece.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Henüz derin bir kalp kırıklığı, hüzünlü bir kayıp, hayata dair acı bir yanılgı yaşamamış birini dinlemek ne kadar yavan.
Modern Toplum
“Şehir yabancıların yabancılarla karşılaştığı yerdir. Hatta günümüzde yabancılar şehirde bile karşılaşmazlar. Olsa olsa bir sosyal medya platformunda denk gelirler.”
Artık yaşadığımız hayatı çekemeyen, her yaptığımıza özenen ama eleştiren, içten içe kıskanıp kötü bir taklit olan, kötü bir taklit olduğunun farkında olmayıp aylar önce yaptığımız şeyleri bugün ilk defa kendisi yapıyormuş gibi pazarlayan, adeta uzanamadığı ciğere pis diyen dost görünümlü insanlardan bıktık. Ayrıca biliyor musunuz sizi bin kilometre öteden bile tanıyıp anlayabiliyoruz.
Hayat