Oysa zenginlikten yalnızca maddi zenginliği anlıyoruz. İçi olmayan insanların yașadığı bir toplum, ekonomik, toplumsal, politik sorunlarını çözse de hayatı ıskalamaya devam eder.
Eğitimin hangi așamasında olursa olsun, öğrencilere bilginin ve bilmenin yolu olarak "ezberlemeyi" göstermek, öğrencilerden gelebilecek:"Peki, ya șöyle olsa nasıl olur,?" sorularına o "șöyle" için tartıșma zemini hazırlayarak değil, fakat bir kez doğru diye anlatılmıș "böyle" nin karșısında hiçbir "șöyle" nin söz konusu olamayacağı tarzında yanıt verilirse, elde edilecek sonuç, sorusu olmayan insanlar yetiștirmek olacaktır. Çünkü öğrenciler de, eğitimlerini tamamladıktan sonra artık yalnızca kendi "böyle" lerini doğru sayıp, hiçbir "șöyle" olasılığına kulak vermeyeceklerdir.
Yenilmeden galip gelemiyoruz.
Her zafer bir yenilginin izini bırakıyor derinimizde.
Zaferimiz kadar da yenilgilerimiz oluyor.
Kendi kendimizle savașarak yürüyoruz.
Ve savaș, biz bittiğimizde bitiyor ancak.
Biz insanların hassas kısmındanız.
Yeri gelir dünyayı bile sırtımızda taşıyabilecekken,
Kimi zaman bir kelebek yükü bile yüreğimize ağır gelir.
Bu yüzden gün yüzüne çıkamayışımız,
Bu yüzden sesimizi içimize atıp, yankısında durulmamız,
Bu yüzden yorgunluklardan kaçıp, sessizliğin dinginliğinde yaşamamız.
Bu yüzden yüreğimizi her şeyden uzak tutmamız.
Mehmet Deveci
Bizim isteklerimiz bașkalarına acı verecekse, isteklerimizden vaz mı geçmeliyiz, vazgeçmenin bize çektireceği acı, sevdiğimiz birinin çekeceği acıdan daha mı az yaralar bizi?